يسألك أهل الكتاب أن تنزل عليهم كتابا من السماء … · فبما نقضهم ميثاقهم وكفرهم بآيات الله وقتلهم الأنبياء بغير حق وقولهم قلوبنا غلف … · وبكفرهم وقولهم على مريم بهتانا عظيما · وقولهم إنا قتلنا المسيح عيسى ابن مريم رسول الله وما قتلوه وما صلبوه ولكن شبه لهم … وما قتلوه يقينا · بل رفعه الله إليه
Yes'elüke ehlü'l-kitâbi en tünezzile aleyhim kitâben mine's-semâ' … · Fe-bimâ nakdıhim mîsâkahüm ve küfrihim bi-âyâtillâhi ve katlihimü'l-enbiyâe bi-ğayri hakkın ve kavlihim kulûbünâ ğulf … · Ve bi-küfrihim ve kavlihim alâ Meryeme bühtânen azîmâ · Ve kavlihim innâ katelne'l-Mesîha Îsâ'bne Meryeme rasûlallâh, ve mâ katelûhu ve mâ salebûhu ve lâkin şübbihe lehüm … ve mâ katelûhu yakīnâ · Bel rafeahullâhu ileyh
"Kitap ehli, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor… Sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve 'kalplerimiz kılıflıdır' demeleri yüzünden… İnkârları ve Meryem hakkında büyük bir iftira söylemeleri yüzünden… Ve 'biz Allah'ın elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük' demeleri yüzünden. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat onlara öyle gösterildi… Onu kesin olarak öldürmediler. Bilakis Allah onu kendine yükseltti."
STYLE gereği bu blok şöyle okunur: konu edilen şey fiillerdir, bir topluluğun kendisi değil. Ve bu bir yorum değil, ayetin kendi dizimidir.
Yüz elli beşinci ayet bir sebep listesidir ve her kalem bi- edatıyla gelir. Tablo, ayetin lafzını verir:
| Sıra | Lafız | Ne |
|---|---|---|
| 1 | Bimâ nakdıhim mîsâkahüm | Sözü bozmak |
| 2 | Ve küfrihim bi-âyâtillâh | Ayetleri inkâr etmek |
| 3 | Ve katlihimü'l-enbiyâe bi-ğayri hakk | Peygamberleri öldürmek |
| 4 | Ve kavlihim kulûbünâ ğulf | Bir söz söylemek |
| 5 | Ve kavlihim alâ Meryeme bühtânen azîmâ (156) | Bir iftira söylemek |
| 6 | Ve kavlihim innâ katelne'l-Mesîh (157) | Bir iddia söylemek |
| Lafız | Ne yapıyor |
|---|---|
| Fe-lâ yü'minûne illâ kalîlâ (155) | Bir istisna |
| Lâkini'r-râsihûne fi'l-ılmi minhüm (162) | Aynı topluluk içinden bir kesim ayrılıyor |
Bu tefsirde hiçbir dinî, etnik ya da millî grup hakkında genel hüküm kurulmaz. Konu edilen şey vasıflardır; kim o vasfı taşırsa ona dahildir. Ve yukarıdaki iki satır, bu kuralın metinden gelen dayanağıdır.
Kelime Bakara 2/88'de de geçer (ve kālû kulûbünâ ğulf) ve orada da aynı söz aktarılır. İki sûre aynı sözü aktarıyor.
Ve ayetin cevabı kaydedilmelidir: bel tabaallâhu aleyhâ bi-küfrihim — "hayır, inkârları yüzünden Allah onları mühürledi".
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümlede bi-küfrihim bir gerekçe olarak duruyor. Yani mühür, önce gelen bir şey olarak değil, bir fiilin ardından anılıyor.
Ve Münâfikûn 63/3'te aynı kalıp işlendi (âmenû sümme keferû fe-tubia alâ kulûbihim) ve orada "mühür" başlığı altında sıralamanın önemi kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
| Ayet | Terkip | Konu |
|---|---|---|
| 20 | Bühtânen ve ismen mübînâ | Mehrin geri alınması |
| 112 | Bühtânen ve ismen mübînâ | Suçsuza iftira |
| 156 | Bühtânen azîmâ | Meryem hakkında söylenen |
Üç geçiş, sayılabilir bir olgudur. Ve kelimenin çözümü yüz on ikinci ayet bahsinde verildi (Nûr 24/11-20'ye dayanılarak). Oraya dayanıyorum.
Ve bir bağ kaydedilmelidir: Nûr sûresi de bir iftira bahsidir ve orada da bir kadın hakkında söylenen söz konu edilir. Nisâ 4/156, aynı fiili başka bir bağlamda anıyor.
Ve sebebi, ayetin kendi cümlesidir. Ayet, olayın nasıl olduğunu anlatmıyor; olay hakkında bilgi bulunmadığını söylüyor:
| Lafız | Ne söylüyor |
|---|---|
| Ve inne'llezîne'htelefû fîhi le-fî şekkin minh | İhtilaf edenler şüphe içindedir |
| Mâ lehüm bihî min ılmin | Bilgileri yoktur |
| İlle'ttibâa'z-zann | Yalnızca zanna uyuyorlar |
| Ve mâ katelûhu yakīnâ | Kesin olarak öldürmediler |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı yukarıdaki tablodur: ayetin kendi vurgusu, bir alternatif anlatı vermek değil, iddianın bilgiye dayanmadığını bildirmektir. Ayrıntıya girmek, ayetin kendi kaydına aykırı olur.
Bununla birlikte şübbihe lehüm ifadesi üzerinde klasik tefsirlerde ihtilaf vardır ve gizlenmemelidir. Tabloya koyuyorum; tercih dayatmıyorum, ayrıntı ve isim vermiyorum, hiçbiri bağlayıcı değildir.
| Okuma | Şübbihe lehüm ne bildiriyor | Dayanağı |
|---|---|---|
| A | Onlara öyle gösterildi; gördükleri şey sandıkları şey değildi | Fiilin edilgen olması (şübbihe) ve mef'ûlünün lehüm (onlara) olması |
| B | İş onlara karışık geldi; olayın kendisi hakkında kesinlik oluşmadı | Ayetin devamındaki le-fî şekkin minh ve mâ lehüm bihî min ılm kayıtları |
| C | Ayet, ayrıntı vermeksizin yalnızca iddiayı reddediyor; keyfiyet açıklanmamıştır | Ayetin ayrıntı vermemesi; yakīnâ kelimesinin bilgi alanına ait olması |
Üç okuma da nakledilir. Hiçbirini tercih etmiyorum ve keyfiyet hakkında bu tefsirde kesin bir şey söylenmiyor.
بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ — ر-ف-ع kökü: yükseltmek. Bu ifadenin keyfiyeti üzerinde de klasik literatürde ihtilaf vardır; bu tefsirde ayrıntısına girilmiyor ve tercih dayatılmıyor.
Yüz elli dokuzuncu ayette iki zamir vardır ve ikisinin de kime döndüğü üzerinde klasik tefsirlerde ihtilaf nakledilir.
| Okuma | Bihî kime dönüyor | Mevtihî kimin ölümü |
|---|---|---|
| A | Îsâ'ya | Kitap ehlinden her bir kişinin kendi ölümü |
| B | Îsâ'ya | Îsâ'nın ölümü |
| C | Peygamber'e ya da kitaba | Kişinin kendi ölümü |