ولكل جعلنا موالي مما ترك الوالدان والأقربون والذين عقدت أيمانكم فآتوهم نصيبهم إن الله كان على كل شيء شهيدا
Ve li-küllin cealnâ mevâliye mimmâ terake'l-vâlidâni ve'l-akrabûn, ve'llezîne akadet eymânüküm fe-âtûhüm nasîbehüm, innallâhe kâne alâ külli şey'in şehîdâ
"Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her biri için vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Allah her şeye şahittir."
Kökün somut anlamı: yakın olmak, bitişik olmak. Velî — yakın olan, işini üstlenen; mevlâ — hem efendi hem azatlı, hem yardımcı hem bağlı olan. Kelime, kökündeki yakınlık sebebiyle iki yönde birden kullanılır.
| Ayet | Kime | Neyden |
|---|---|---|
| 7 | Erkeklere ve kadınlara | Bırakılandan |
| 32 | Erkeklere ve kadınlara | Kazanılandan |
| 33 | Ellezîne akadet eymânüküm | Bırakılandan |
İfade lafzen "yeminlerinizin bağladığı kimseler" demektir ve kimi kastettiği üzerinde klasik tefsirlerde ihtilaf vardır.
| Okuma | Kim | Dayanağı |
|---|---|---|
| A | Antlaşma yapılan kimseler — karşılıklı yardım ve mirasa ortaklık sözü verilmiş olanlar | Akd kelimesinin bağlama, sözleşme anlamı; eymân (yeminler) çoğulunun kullanılması |
| B | Evlatlık edinilen ya da bağlanmış olanlar | Kelimenin sözleşmeye dayalı bağ anlamı |
| C | Hükmün sonradan kaldırıldığı, ayetin bir geçiş dönemini düzenlediği | Miras ayetlerinin (11-12) payları belirlemiş olması |
Üç okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum ve bundan fıkhî bir hüküm çıkarmıyorum. Bu ayetin hukukî yürürlüğü klasik fıkıhta tartışmalıdır ve o tartışma bu metnin konusu değildir.
Metinden söylenebilecek olan şudur: ayet, kan bağıyla kurulmamış bir bağı da pay sahibi sayan bir cümle kuruyor. Ve bu, otuz altıncı ayette daha da genişleyecek — orada komşu ve yol arkadaşı listeye girecek.