يَٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
"'Ey kavmim! Bugün mülk sizindir, yeryüzünde üstünsünüz. Ama Allah'ın azabı bize gelirse kim bize yardım eder?' Fir'avn dedi ki: 'Ben size ancak kendi gördüğümü gösteriyorum ve sizi ancak doğru yola iletiyorum.'"
Mü'min adamın cümlesi bir kabulle başlıyor: leküm mülkü'l-yevme zâhirîne fi'l-ard — "bugün mülk sizin, üstünsünüz." İtiraz etmiyor, teslim ediyor.
Ve zamir kaydedilmeye değer: yensurunâ — "bize kim yardım eder." Kendini dışarı almıyor. Yirmi sekizinci ayetten beri sürdürdüğü yâ kavmi hitabı burada zamire de geçiyor.
| İddia | Ne diyor |
|---|---|
| Mâ ürîküm illâ mâ erâ | Gördüğümden başkasını göstermiyorum |
| Ve mâ ehdîküm illâ sebîle'r-reşâd | Sizi ancak doğru yola iletiyorum |
İkinci iddia kaydedilmelidir, çünkü aynı terkip dokuz ayet sonra mü'min adamın ağzında geçecek: ittebiûnî ehdiküm sebîle'r-reşâd (38).
| Ayet | Kim söylüyor | İfade |
|---|---|---|
| 29 | Fir'avn | Ve mâ ehdîküm illâ sebîle'r-reşâd |
| 38 | Mü'min adam | İttebiûnî ehdiküm sebîle'r-reşâd |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: iki taraf da aynı şeyi vaat ediyor ve aynı kelimeyi kullanıyor. Ayrım, iddianın lafzında değil. Ve sûrenin otuz beşinci ayetindeki ölçü tam da burada işliyor: bi-ğayri sultânin — dayanak var mı? Fir'avn'ın cümlesinde dayanak olarak sunulan tek şey kendi görüşüdür (mâ erâ).
وَيَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ — yevmü't-tenâd: "çağrışma günü" — VI. bâb, karşılıklılık: birbirine seslenme.
On beşinci ayetteki yevmü't-telâk (buluşma günü) ile birlikte okunmalıdır. Ve sûrenin dördüncü bloğu (47-56) bu adı doğruluyor: orada gerçekten birbirlerine seslenecekler.
Ve mü'min adamın korkusunun konusu kaydedilmeye değer: ehâfü aleyküm — "sizin için korkuyorum." Yirmi altıncı ayette Fir'avn da korkmuştu: innî ehâfü en yübeddile dîneküm — "dininizi değiştirmesinden korkuyorum." Aynı fiil, iki ayrı kaygı.