وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ
"Dediler ki: 'Kalplerimiz, senin bizi çağırdığın şeye karşı örtüler içindedir; kulaklarımızda ağırlık, seninle bizim aramızda bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışıyoruz.'"
| Kelime | Kök | Nerede | Ne |
|---|---|---|---|
| أَكِنَّة | ك-ن-ن | Kalp | Örtüler, kılıflar |
| وَقْر | و-ق-ر | Kulak | Ağırlık, sağırlık |
| حِجَاب | ح-ج-ب | Arada | Perde |
ك-ن-ن kökü Vâkıa'de çözümlendi (el-lü'lüi'l-meknûn — sedefinde saklı inci; kinân — kılıf). Tekrarlamıyorum. Buradaki kullanım tersine dönmüş: orada korumaydı, burada kapanmışlık.
و-ق-ر kökü ağırlık bildirir (Nûh ve Zâriyât'de geçti); vakār (ağırbaşlılık) da bu köktendir. Kulaktaki ağırlık, sesin girmesini engelleyen yüktür.
Üç engelin yerleşimi kaydedilmeye değer ve kendi okumam olarak veriyorum: biri içeride (kalp), biri girişte (kulak), biri arada (perde). Yani iletişimin üç noktası da kapatılmış olarak tarif ediliyor.
Ve en dikkat çekici yanı şudur: bunu söyleyen, karşı taraftır. Kendi kapalılığını bir kusur olarak değil, bir konum bildirimi olarak söylüyor.
فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ — "sen çalış, biz de çalışıyoruz." Tartışma bitiriliyor ve iki tarafın ayrı yollarına gitmesi öneriliyor. Bu, reddin en sakin biçimidir: kavga yok, ayrışma var.