لَهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ ۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
Lehû mekālîdü's-semâvâti ve'l-ard; yebsutu'r-rizka li-men yeşâü ve yakdir; innehû bi-külli şey'in alîm
| Görüş | Ne der |
|---|---|
| 1 | Tekili مِقْلَاد ya da مِقْلِيد — anahtar |
| 2 | Tekili إِقْلِيد — anahtar; bazı dilciler bu kelimenin Arapçaya başka bir dilden geçtiğini söyler |
| 3 | Kelimenin tekili yoktur; çoğul olarak kullanılır |
Anlam konusunda ise ayrılık azdır: "anahtarlar" ya da "hazineler". İkisi birbirine bağlıdır; anahtar, hazineye ulaşmanın aracıdır.
Terkip Kur'an'da iki kez geçer: burada ve Zümer 39/63'te (lehû mekālîdü's-semâvâti ve'l-ard). Aynı lafızla, iki yerde.
بَسَطَ — kök ب-س-ط. Nûh'de işlendi; oradaki kayıt şuydu: yaymak, sermek, açmak, genişletmek; bisât — yere serilen yaygı; basît — yayılmış, sade; ve karşıtı kabz (toplamak).
قَدَرَ — kök ق-د-ر. Kadr'de üç anlamıyla ayrıntılı işlendi ve Kamer'de o üçlü tablo tekrar kullanıldı. Oradaki tablo şuydu: ölçü/takdir, değer/şeref, darlık/doluluk. Yakdir fiili burada üçüncü anlamdadır: daraltmak, ölçüyü kısmak.
Ve kökün bu iki anlamı — ölçmek ve daraltmak — birbirine bağlıdır: bir şeyi ölçmek, ona bir sınır koymaktır; sınır koymak da daraltmaktır. Kadr'de bu bağ zaten kurulmuştu.
Şimdi bu ayeti yirmi yedinci ayetle birlikte okumak gerekiyor, çünkü ikisi aynı iki kökü kullanıyor:
| 42/12 | 42/27 | |
|---|---|---|
| Fiiller | yebsutu… ve yakdir | ve lev basata… yünezzilü bi-kader |
| Kime | li-men yeşâ — kişiye göre | li-ibâdihî — herkese |
| Kip | Haber — olan | Şart — olmamış olan |
| Ne söylüyor | Dağılım farklıdır | Toplam ölçülüdür |
Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur: aynı iki kök, on beş ayet arayla, iki ayrı soruya cevap veriyor. On ikinci ayet "kime ne kadar" sorusuna, yirmi yedinci ayet "niçin sınırsız değil" sorusuna.
Bu ayrımı ayrıca kaydediyorum çünkü ikisi karıştırıldığında yanlış bir sonuç çıkar: on ikinci ayet bir kişinin darlığını açıklamıyor, dağılımın tek elden olduğunu söylüyor. Yirmi yedinci ayette ayrıntılı işlenecek.
| Ayet | Cümle | Şey' ne yapıyor |
|---|---|---|
| 11 | Leyse ke-mislihî şey' | Benzerlik alanı — tamamen boş |
| 12 | Bi-külli şey'in alîm | Bilgi alanı — tamamen dolu |
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum; bilinçli bir tercih olduğunu iddia etmiyorum. Kaydettiğim şey doğrulanabilir olandır: kelime iki ayette de kapsam kelimesi olarak çalışıyor, biri nefyde biri isbatta.