وَٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُوا۟ هُمْ يَغْفِرُونَ
Kökün somut anlamı: yan taraf. Cenb — bir şeyin yanı, böğrü. VIII. bâbta (ictinâb): bir şeyi yanına almak, yani ondan yan tarafta durmak — uzak durmak.
Ve fiilin seçimi bir dizim nüktesi taşıyor ve kaydedilmelidir: ictinâb, "yapmamak" değil, "yanından geçmemek"tir. Terk etmekten daha geniştir: kişi bir şeyi yapmayabilir ama yakınında durabilir. Kelime, mesafeyi de içine alıyor.
Bu ikili Necm 53/32'de işlendi (ellezîne yectenibûne kebâira'l-ismi ve'l-fevâhışe ille'l-lemem) ve orada tablolandı:
| | كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ | ٱلْفَوَاحِش | |---|---|---| | Ne | Günahın büyükleri | Çirkinliği açık olanlar |
Ve orada kaydedilenler: fuhş — haddi aşan çirkinlik, aşırılık; fâhişe, çoğulu fevâhiş — çirkinliği açık olan iş. Tekrarlamıyorum.
Buraya ait olan şudur: Necm'de ifadenin ardından bir istisna vardı (ille'l-lemem — küçük kusurlar hariç); Şûrâ'da istisna yok. Bunun yerine başka bir cümle geliyor: öfke ânı.
غَضَب — kök غ-ض-ب. Fetih'de kaydedildiği gibi kökte kabarma, şiddetlenme vardır.
ve hüm yağfirûn — dizim nüktesi: zamir (hüm) tekrar edilmiş. Gramer bakımından gereksizdir; yağfirûn zaten çoğul faili taşıyor. Arapçada bu tekrar tahsis ve tekit bildirir: "onlar bağışlarlar" — başkası değil, ve tam o anda.
Aynı yapı otuz dokuzuncu ayette de var: hüm yentesirûn. İki ayette de zamir tekrarlanmış, ve iki ayet zıt işleri anlatıyor: biri bağışlamayı, öteki hakkını almayı.
| Ayet | Cümle | Ne yapıyorlar |
|---|---|---|
| 37 | ve izâ mâ ğadibû hüm yağfirûn | Bağışlıyorlar |
| 39 | ve izâ esâbehümü'l-bağyü hüm yentesirûn | Hakkını alıyorlar |
Aynı vurgu kalıbı, iki ayrı davranış — ve ikisi de aynı listenin vasfı. Bu, doğrulanabilir bir olgudur ve kırkıncı ayette kurulacak dengenin ilk işaretidir.
| 37. ayet | 39. ayet | |
|---|---|---|
| Tetikleyen | Ğadab — kendi öfkesi | Bağy — dışarıdan gelen haksızlık |
| Tepki | Bağışlama | Karşılık verme |
Yani liste, öfkeye karşılık bağışlamayı, haksızlığa karşılık hak almayı koyuyor. İkisi karıştırılmıyor: öfke bir iç hâldir, bağy bir dış fiildir.