فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ · فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ · فَجَعَلْنَٰهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلْءَاخِرِينَ
Fe'stehaffe kavmehû fe-etâûh · İnnehüm kânû kavmen fâsikīn · Fe-lemmâ âsefûne'ntekamnâ minhüm fe-ağraknâhüm ecmaîn · Fe-cealnâhüm selefen ve meselen li'l-âhirîn
"Kavmini hafife aldı, onlar da ona itaat ettiler. Onlar yoldan çıkmış bir topluluktu. Bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık ve hepsini boğduk. Onları, sonrakiler için bir geçmiş ve bir örnek yaptık."
Kök Kâria 101/8'de işlendi ve orada bu ayet zaten anılmıştı; Nâziât'de de anıldı. Kāria bahsinde kaydedilen şuydu:
"Kök: خ-ف-ف. Hafif olmak. اِسْتَخَفَّ — hafif saymak, küçümsemek, hafife almak. 'Kavmini hafife aldı, onlar da ona itaat ettiler' (Zuhruf 43/54). Bu son türev üzerinde durmaya değer. Arapçada aynı kök hem tartıdaki hafiflik hem ciddiye almama anlamını taşıyor. Türkçede de aynı ilişki vardır: 'hafife almak' deriz."
Kalıp X. bâbdır (istif'âl) ve yukarıda yestehziûn (7) için kaydettiğim tespit burada da geçerlidir: bu bâb, "bir şeyi öyle saymak, öyle bulmak" bildirir.
Ama istehaffe fiilinin dilcilerde ikinci bir anlamı daha vardır ve bu ayette müfessirler ikisi arasında ayrılır:
| Okuma | İstehaffe kavmehû ne demek | Sonuç |
|---|---|---|
| 1 | Kavmini hafif buldu, küçümsedi | Aklını hafif gördü ve bu yüzden böyle konuştu |
| 2 | Kavmini hafifletti, yerinden oynattı — istehaffehû = onu kışkırtıp harekete geçirdi | Sözüyle onları savurdu |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bağlacın kendisidir: ayet iki olayı yan yana koymuyor; birini ötekinin sebebi yapıyor. Hafife alma, itaatin sebebi oluyor.
Ayetin gösterdiği şey şudur ve sûrenin ana meselesiyle doğrudan bağlantılıdır: Fir'avn kavmine bir delil sunmadı. Onlara üç şey gösterdi: mülk (51), manzara (51), ve karşı tarafın küçüklüğü (52-53). Bunların hiçbiri bir gerekçe değildi. Kavim yine de itaat etti.
Yani ayet, ölçüsüzlüğün karşılık bulmasını anlatıyor: hafife alınan bir topluluk, hafife alan kişiye uyuyor. Ve bunun mümkün olması, hafife almanın haklı çıktığı anlamına geliyor.
Bunu kendi okumam olarak işaretliyorum; ayetin lafzı bu sonucu vermiyor, iki fiilin fâ ile bağlanması veriyor.
ف-س-ق kökü: dilcilerin verdiği somut anlam, hurmanın kabuğundan çıkması (feseka'r-rutabu min kışrihî). Yani kabuğunu yarıp dışarı çıkmak. Buradan: sınırdan çıkmak.
Ahkāf 46/35'te sûrenin kapanışında aynı kelime geçmişti ve orada kaydedilen şuydu: "kapanış, helâkin ölçüsünü fiile bağlıyor: fâsikūn — sınırdan çıkanlar. Bir soy, bir kavim ya da bir topluluk adı anılmıyor; vasıf anılıyor."
Aynı çizgiyi burada da koruyorum: hüküm, itaat edenlerin kim olduğuna değil, ne yaptığına bağlanıyor.
Kökün anlamı: şiddetli üzüntü; ve öfke. Dilciler kökün iki dalını da kaydeder ve şöyle açıklar: esef, karşılığı olmayan bir kayıp karşısındaki hâldir — bu hâl, alta bakınca üzüntü, üste bakınca öfkedir.
Kur'an kelimeyi Yakûb için kullanır: yâ esefâ alâ Yûsuf (Yûsuf 12/84) — orada üzüntü anlamındadır. Ve Mûsâ için: ğadbâne esifâ (A'râf 7/150; Tâhâ 20/86) — orada öfkeyle birlikte gelir.
Bu tür ifadeler (Allah'a duygu isnat eden ifadeler) klasik kelâm literatüründe tartışılmış ve iki yaklaşım gelişmiştir:
| Yaklaşım | Ne der |
|---|---|
| Tefvîz / ispat | Nassın lafzı korunur; keyfiyete girilmez, insan hâline benzetilmez |
| Te'vîl | Kelime, sonucu üzerinden anlaşılır: "öfke" = cezanın gelmesi |
İkisi de İslâm geleneğinde savunulmuştur. Tercih dayatmıyorum ve keyfiyet hakkında hüküm vermiyorum. Kaydedilecek olan, her iki yaklaşımın da ortak kabulüdür: ifade, insan öfkesinin bir benzeri olarak anlaşılmaz.
س-ل-ف kökü: önden gitmek, geçmek. Selef — önce geçenler. Sülfe — peşin verilen. Türkçedeki "selef" (bir görevde önce gelen) buradandır.
Ve mesel kelimesi sûrenin sekizinci ayetine bağlanıyor. Yukarıda kurduğum halkayı burada tamamlıyorum:
Ve bir gözlem olarak ekliyorum: sekizinci ayet "öncekilerin örneği geçti" diyordu. Elli altıncı ayet, o örneği yapan şeyin ne olduğunu gösteriyor: bir topluluk, sonrakilerin okuyacağı bir örneğe dönüşüyor.