فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
İki emir de aynı kalıptadır: fâ + VIII. bâb emir. Ve ikisi de sûrenin iki bölümünü açıyor: biri olay bölümünü (10-57), öteki kapanışı.
Ve fark kaydedilmeye değer — kendi okumam olarak veriyorum: onuncu ayette gözetlenecek şey söylenmişti; elli dokuzuncu ayette söylenmiyor. Çünkü aradaki kırk dokuz ayet zaten söylemiştir.
Yani emir aynıdır ama arkasında biriken malzeme değişmiştir. İlk seferinde bir gün gösterildi; ikinci seferinde o günün içeriği anlatılmış olarak geri dönülüyor.
Kamer'de nakaratlar için benzer bir gözlem kaydedilmişti ("nakaratın arkasında biriken malzemenin arttığı okuması"); Duhân'da tekrar iki kezdir ve sûrenin iki ucundadır.
İsm-i fâil çoğulu, aynı bâbdan. Yani muhataba emredilen fiil, karşı tarafın da yaptığı fiil olarak bildiriliyor.
| Okuma | Ne der |
|---|---|
| Onlar da bekliyor | Karşı taraf da bir sonuç bekliyor — kendi lehlerine bir şey umuyorlar |
| Onlar da gözetleniyor / akıbetleri gözetleniyor | Bekleyiş her iki tarafta da sürüyor; ama sonuç bir tarafın lehine çıkacak |
Ve bir dizim gözlemi kaydediyorum: cümle "sen bekle, onlar helâk olacak" demiyor. İki tarafı da aynı fiilde birleştiriyor. Fark, fiilde değil, fiilin sonunda ortaya çıkacak.
Kur'an benzer bir kapanışı başka bir kökle de kurar: "Onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler" (Secde 32/30 — fe-a'rid anhüm ventazır innehüm müntazırûn). Orada kök ن-ظ-ر, burada ر-ق-ب.
| Kök | Çekirdek | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| ن-ظ-ر | Bakmak | Bakış; ve IV. bâbda mühlet vermek |
| ر-ق-ب | Gözetlemek | Bir şeyi kaçırmamak için izlemek; rakabe — boyun |
Kāf'de kaydedildiği gibi ر-ق-ب kökündeki resim, boynunu uzatıp bakan kişidir. Yani irtikāb, pasif bir bekleyiş değil.
Bunu kendi okumam olarak sunuyorum: sûre muhatabına oturup beklemeyi değil, gözünü ayırmamayı emrediyor. Ve Kamer'de Kamer 54/27 için kaydedilen tespit burada da işliyor: "Kişi çekilmiyor, bakmaya devam ediyor."
Sûre bir tehditle bitmiyor. Son cümlede karşı taraf anılıyor, ama onlara bir azap bildirilmiyor. Bildirilen şey, onların da beklediğidir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûrenin son sözü bir hüküm değil, bir durum tespiti. Ve tespit, iki tarafı da aynı konuma koyuyor: ikisi de bekliyor.
Kāf'de kaydedilen kapanış gözlemi burada da işliyor: "sûre, muhatabına ne yapacağını söylemeden önce ne yapmayacağını söylüyor." Duhân'da bu daha da sadedir: ne yapacağı tek kelimedir, ve o kelime sûrenin ortasında zaten söylenmişti.