بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ
Bel (idrâb edatı) Kāf 50/2'de işlendi; oradaki kayıt: ya öncekini iptal eder, ya öncekini bırakıp asıl meseleye atlar.
Burada ikincisidir ve Kāf ile yapısal bir benzerlik var. İki sûre de bir yemin ve bir haberle açılıyor, sonra bel ile karşı tarafın hâline geçiyor:
Ve iki teşhis arasındaki fark kaydedilmeye değer. Kāf'ta itiraz bir tepki olarak adlandırılmıştı (şaşma). Duhân'da bir durum ve bir fiil olarak adlandırılıyor: içinde bulundukları bir ortam (şüphe) ve orada yaptıkları bir iş (oyun).
Somut anlamı dilcilerce şöyle verilir: şekke — bir şeyi delip geçirmek, mızrakla saplamak, iki şeyi birbirine bitiştirip tutturmak. Şikke — çadırın direkleri arasındaki bağ. Ve buradan şekk — iki ihtimalin zihinde eşit ağırlıkta durması.
Bağ şudur: şüphe, zihnin iki şeye birden tutturulmuş olmasıdır. Kişi ne birinden kopabilir, ne ötekine geçebilir.
Ve fî edatı önemlidir: fî şekkin — "bir şüphenin içinde". Şüphe bir görüş değil, bir kap olarak veriliyor.
Tûr'de bu tam yapı işlenmişti — orada fî havdın yel'abûn (bir bulanıklığın içinde oynuyorlar) tahlil edilmiş ve şu tablo kurulmuştu:
Duhân aynı kalıbı kullanıyor, yalnız kabı değiştiriyor: Tûr'da havd (bulanık suya dalmak), Duhân'da şekk (şüphe).
Tûr'de kaydedildiği gibi: lu'b — oyun; Kur'an dünya hayatını bu kelimeyle niteler (En'âm 6/32; Ankebût 29/64). Ve orada verilen tanım: "Oyun, sonucu olmayan ciddiyettir."
| Ayet | İfade | Kim oynuyor |
|---|---|---|
| 9 | fî şekkin yel'abûn | Onlar — şüphe içinde |
| 38 | ve mâ halaknâ… lâibîn | Biz değil — yaratma oyun değil |
Bunu kendi okumam olarak sunuyorum, dayanağı iki ayetin ortak kökü ve zıt öznesidir: sûre, oyun ithamını bir tarafa iade ediyor. Yaratmayı ciddiye almayan taraf, kendisi oyunda tarif ediliyor.
Ve fiilin kipi muzâridir: yel'abûn — sürüyor. Bir kerelik bir davranış değil, sürmekte olan bir hâl.