وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ
Yapısı şudur: iyi olan şey, önce üstün olana gelir. Bunlar bizden önce aldıysa, bu iyi bir şey değildir. Yani ölçü, gelenin ne olduğu değil, kimin aldığıdır.
Kendi okumam olarak kaydediyorum: itiraz bir delil değil, bir sıralama varsayımıdır. Ve bu varsayım, dördüncü ayette istenen iki delil türünün (gözlem ve nakil) hiçbirine girmez.
Bu tavrın dizinde başka örnekleri işlendi: Abese'de gelen âmâ ile ilgilenilmeyip ileri gelene yönelme, Hümeze'de mal biriktirmenin üstünlük sanılması. Ortak nokta: değerin, taşıyanın konumundan okunması.
وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ — "bununla doğruya ulaşmadıkları için 'bu eski bir uydurmadır' diyecekler."
إِفْك — kök أ-ف-ك: bir şeyi yönünden çevirmek, ters yüz etmek. Yani "uydurma" derken kullanılan kelime, "çevrilmiş" demektir. Kelime 28. ayette tekrar dönecek ve orada kendi durumlarını anlatacak: ve zâlike ifkühüm — "işte bu, onların uydurmasıydı."