Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ahkāf 16. ayet

Kur'an · 46. sûre: Ahkāf · 16. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

46/16

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ

"İşte onlar, yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul ettiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz kimselerdir."

أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ — "en güzelini"

Cümle "yaptıklarını kabul ederiz" demiyor: ahsene mâ amilû — yaptıklarının en güzelini.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: ölçü, ortalama değil tepe noktasından alınıyor. Ve karşılığında ikinci fiil geliyor: netecâvezü an seyyiâtihim — kötülüklerin üzerinden geçilmesi.

ت-ج-ا-و-ز — kök ج-و-ز: bir yerden geçip gitmek. VI. bâbdan tecâvüz: üstünde durmadan geçmek. Kelime, silmekten çok durmamayı anlatıyor.

İki fiilin birlikte kurduğu şey kaydedilmeye değer: biri en iyisini alıyor, öteki kötüsünün yanından geçiyor. Yani hesap, iki uçtan da kişinin lehine kuruluyor.

وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ — "kendilerine vaat edilen doğruluk vaadi." Va'dü's-sıdk terkibi, vaadin içeriğini değil niteliğini bildiriyor: tutulacak olan vaat.


Ahkāf sûresinin tamamı