Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ahkāf 17. ayet

Kur'an · 46. sûre: Ahkāf · 17. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

46/17

وَٱلَّذِى قَالَ لِوَٰلِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَآ

Ve'llezî kâle li-vâlideyhi üffin lekümâ e-teidâninî en uhrace ve kad halati'l-kurûnü min kablî

"Anne-babasına, 'öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni topraktan çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz?' diyen kimse…"

Karşı portre — ve aynı ilişki

On beşinci ayetteki portre ile bu ayet aynı yapıyı taşıyor ve tek tek karşılaştırılabilir:

46/1546/17
İlişkiAnne-babaAnne-baba
SözRabbi evzı'nî en eşküraÜffin lekümâ
YönŞükür ve soy için duaİtiraz ve reddetme
DelilKendi doğuşuKad halati'l-kurûnü min kablî — geçmiş nesiller

İkinci portrenin öne sürdüğü delil dikkat çekicidir: "benden önce nice nesiller geçti" — yani kimse dönmedi. Bu, birinci bloktaki delil talebinin (46/4) tersinden kurulmuş hâlidir: orada delil isteniyordu, burada delil olarak olmayış gösteriliyor.

أُفّ

Kelime bir ism-i fiildir: bıkkınlık, tiksinti ve daralma bildiren bir ses. Dilciler kökeni hakkında farklı açıklamalar verir; ortak nokta, kelimenin anlam değil hâl taşımasıdır.

Aynı kelime İsrâ 17/23'te anne-babaya karşı yasaklanır (fe-lâ tekul lehümâ üff). İki ayet birlikte okunduğunda görülen şudur: orada yasaklanan en küçük söz, burada portrenin ilk cümlesi olarak geliyor.

وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيْلَكَ ءَامِنْ — "onlar Allah'tan yardım dileyerek, 'yazık sana, iman et!' derler."

İstiğâse — kök غ-و-ث: boğulan ya da darda kalan kişinin imdat istemesi. Kelimenin seçimi, anne-babanın konumunu gösteriyor: ikna etmeye değil, kurtarmaya çalışan biri gibi.

فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ — cevap, on birinci ayetteki ifkün kadîm (eski uydurma) ile aynı kapıya çıkıyor: eskiye ait sayarak geçersiz kılmak.


Ahkāf sûresinin tamamı