وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ · أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا
"Herkesin, yaptıklarına göre dereceleri vardır… Dünya hayatınızda bütün güzelliklerinizi tükettiniz ve onlarla yararlandınız."
Cümlenin kuruluşu kaydedilmelidir: tayyibâtiküm — "sizin güzellikleriniz". Yani verilmiş olduğu kabul ediliyor; haksız alındığı söylenmiyor.
Kınama, alınmış olmaya değil, tüketilmiş olmaya yöneliktir. Fiil ezhebe — IV. bâb: götürmek, bitirmek.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı kelimelerin seçimidir: ayet dünya nimetini yasaklamıyor; payın tamamının bir yerde harcanmış olmasını anlatıyor. Aynı ölçü Bakara 2/200-202'de iki dua üzerinden kurulmuştu — orada da yalnız dünya isteyenin âhirette payının kalmadığı söylenmişti. İki ayet aynı yerde buluşuyor.
بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ — gerekçe iki fiile bağlanıyor: büyüklenmek ve sınırdan çıkmak. Onuncu ayette de aynı kök geçmişti (vestekbertüm). İkinci blok, birinci blokta konan teşhisle kapanıyor.