أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخْرِجَ ٱللَّهُ أَضْغَٰنَهُمْ
"Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini asla ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?"
Ve fiil, mücerred hâliyle "sanmak, zannetmek" anlamına gelir — ve bu bağ dilcilerce şöyle izah edilir: bir şeyi "hesaplamak", elindeki verilerle bir sonuca varmaktır; ve varılan sonuç kesin değilse, o bir zandır.
Ve bu, ayetin sertliğini artırıyor — bir gözlem olarak kaydediyorum: söz konusu kişiler bir hesap yapmışlar. Gizli kalacağını hesaplamışlar. Ayet, hesabın yanlış olduğunu söylüyor.
İki geçiş, sûrenin bu bölümünü (20-31) çerçeveliyor: hastalıklı kalpler bahsi 20'de açılıyor, 29'da geri dönüyor.
Dilcilerin kaydettiği anlam: içte gizlenen, saklanan kin ve düşmanlık. Hıkd (حقد) ile eş anlamlı sayılır.
Ve kökte bir eğrilik/bükülme anlamı da kaydedilir: dağine'd-dâbbetü — hayvan huysuzlandı, gitmek istemedi, boynunu büktü. Buradan: dığn, gönlün bir yana eğilmesi.
Bu ikinci izahı dilcilerin kaydettiği bir görüş olarak aktarıyorum; kesin bir türetme ilişkisi olarak sunmuyorum. Kelimenin "gizli kin" anlamı tartışmasızdır.
| Ayet | İfade | Zamir |
|---|---|---|
| 29 | en len yuhrica'llâhu أَضْغَٰنَهُمْ | هُمْ — onların kinleri |
| 37 | ve yuhric أَضْغَٰنَكُمْ | كُمْ — sizin kinleriniz |
Aynı kelime, aynı fiille (yuhric — çıkarmak), iki kez kullanılıyor. Birincisinde zamir üçüncü şahıs: "onların". İkincisinde ikinci şahıs: "sizin".
Yani sûre, "hastalıklı kalplerdeki gizli kinler" diye teşhis koyduğu şeyi, sekiz ayet sonra doğrudan muhatabına söylüyor.
Bu, sûrenin genel yönteminin en açık örneğidir — ve bu tefsirin başında "Sûre ne yapıyor?" bölümünde kaydettiğim yapının bir başka görünümüdür:
| Kelime | "Onlar" için | "Siz" için |
|---|---|---|
| مَثْوَى | 12 (mesven lehüm) | 19 (mesvâküm) |
| أَعْمَال | 1, 8, 9, 28, 32 (a'mâlehüm) | 33 (a'mâleküm) |
| أَضْغَان | 29 (adğânehüm) | 37 (adğâneküm) |
Bu tabloyu metin verisi olarak kaydediyorum (kelimelerin ve zamirlerin yerleri sabittir); bunun kasıtlı bir yöntem olduğu iddiası ise benim okumamdır.
| Ayet | İfade |
|---|---|
| 13 | karyetike'lletî ahracetke — seni çıkaran şehrin |
| 16 | hattâ izâ haracû min indike — yanından çıktıklarında |
| 29 | en len yuhrica'llâhu adğânehüm |
| 37 | ve yuhric adğâneküm |
Dört geçiş. Ve bir örgü görünüyor — kendi okumamdır: 16. ayette kişiler kendileri çıkıyorlar (meclisten); 29 ve 37'de içlerindeki şey çıkarılıyor. Çıkma fiili, önce kişiye sonra kişinin içindekine nispet ediliyor.