ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُوا۟ مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُوا۟ رِضْوَٰنَهُۥ فَأَحْبَطَ أَعْمَٰلَهُمْ
"Bu böyledir: çünkü onlar Allah'ı öfkelendiren şeye uydular ve O'nun rızasından hoşlanmadılar; O da amellerini boşa çıkardı."
Ve bu, kalıbın en yoğun kullanımıdır: tek cümlede iki gerekçe (uydular + hoşlanmadılar) ve bir sonuç (ahbeta) var.
Ve 14. ayette kaydettiğim tespit burada tamamlanıyor: sûre insanı bir şeyin peşine düşen varlık olarak tarif ediyor. Beş geçişte de aynı bab (iftiâl), ve her seferinde farklı bir nesne:
| Ayet | Nesne |
|---|---|
| 3 | el-bâtıl — bâtıl |
| 3 | el-hakk min rabbihim — Rablerinden gelen hak |
| 14 | ehvâehüm — hevâları |
| 16 | ehvâehüm — hevâları |
| 28 | mâ eshata'llâh — Allah'ı öfkelendiren şey |
Kök: س-خ-ط. Anlamı: öfkelenmek, hoşnutsuz olmak. Ve dilciler bunu رِضَا (rızâ) ile karşıtlık içinde tarif eder.
Ve kelime ğadab (غضب) ile aynı anlam alanındadır ama dilciler bir ayrım kaydeder: sahat, rızânın karşıtıdır ve daha çok hoşnutsuzluk yönü ağır basar; ğadab, öfkenin kendisidir.
رِضْوَان — kök ر-ض-و/ر-ض-ي: hoşnut olmak, razı olmak. رِضْوَان, fı'lân kalıbında: büyük ve tam hoşnutluk.
Kelime Kur'an'da Allah'ın hoşnutluğu için kullanılır ve Hadîd'de 57/20'de geçmişti (ve mağfiratün mina'llâhi ve rıdvân).
Klasik tefsirlerde izah şöyle verilir: kastedilen, rızanın kendisinden hoşlanmamak değil; rızaya götüren şeyden hoşlanmamaktır. Muzâf hazfedilmiştir: kerihû mâ yûcibü rıdvânehû — "rızasını gerektiren şeyden hoşlanmadılar".
Cümle, tercihin sonucuna değil hedefine bakıyor. Bir kişinin hoşlanmadığı şey bir emir, bir yükümlülük ya da bir zorluk olabilir; ama o şeyin gittiği yer rızadır. Ayet, hoşlanmama fiilini vardığı yere nispet ederek adlandırıyor.
| Fiil | Nesne | |
|---|---|---|
| Birinci | ٱتَّبَعُوا۟ — uydular | مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ — öfkelendiren |
| İkinci | كَرِهُوا۟ — hoşlanmadılar | رِضْوَٰنَهُۥ — hoşnutluğu |
İki fiil de bir yönelim bildiriyor ve iki nesne birbirinin zıddı. Yani cümle, tercihi iki yönden birden kuşatıyor: birine gittiler, diğerinden kaçtılar.
| Ayet | Gerekçe |
|---|---|
| 9 | kerihû mâ enzela'llâh — indirdiğinden hoşlanmadılar |
| 28 | ittebeû mâ eshata'llâh ve kerihû rıdvânehû — öfkelendirene uydular ve rızasından hoşlanmadılar |