إِذْ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ
"Havâriler: 'Ey Meryem oğlu Îsâ! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?' demişlerdi. O da: 'Eğer müminseniz Allah'a karşı gelmekten sakının' dedi."
Mâide (م-ي-د): dilciler kelimeyi "üzerinde yemek bulunan sofra" diye açıklar ve kökün meyd (sallanmak, kımıldamak) ile ilgisini kaydeder — mâde fiili "ikram etti, uzattı" anlamında da kullanılır.
Sûrenin adı, yüz yirmi ayetlik metnin sondan on ayetinde geçen bir kelimedir. Ve bu, sûrenin bir başka özelliğiyle örtüşüyor: metin evfû bi'l-ukūd (5/1) ile açılıp yenilen içilen şeylerin hükümleriyle devam etmişti (5/3-5, 5/87-88, 5/93, 5/96). Sofra, sûrenin en çok döndüğü konulardan biridir.
| Görüş | İçerik |
|---|---|
| A | Soru, kudretten şüphe anlamında değil; "Rabbinden ister misin, bunu yapar mı" anlamında bir istek kalıbıdır |
| B | Bir kıraat farkıyla hel testetîu rabbeke ("Rabbinden isteyebilir misin") okunmuştur |
| C | Soru gerçekten bir tereddüt taşır ve cevaptaki ittekullâhe in küntüm mü'minîn bunu karşılamaktadır |
Ancak cevabın kaydedilmesi gerekir: Îsâ soruyu doğrudan cevaplamıyor, önce ittekullâhe in küntüm mü'minîn diyor.
| İstek | Kelime |
|---|---|
| Nürîdü en ne'küle minhâ | Yemek |
| Ve tatmeinne kulûbünâ | İtmi'nân — ط-م-ن |
| Ve na'leme en kad sadaktenâ | Bilmek |
| Ve nekûne aleyhâ mine'ş-şâhidîn | Şahit olmak |
İtmi'nân kökü Ra'd 13/28'de (elâ bi-zikrillâhi tatmeinnü'l-kulûb) ve Bakara 2/260'ta (İbrâhim'in ve lâkin li-yatmeinne kalbî isteğinde) işlendi; oraya dayanıyorum. Aynı kelime, aynı türden bir istekte.
5/115 — قَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ ۖ فَمَن يَكْفُرْ بَعْدُ مِنكُمْ فَإِنِّىٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin şartıdır: istek kabul ediliyor, ama karşılığında sorumluluk ağırlaşıyor. Yani istenen delil verildiğinde, delilin ardından gelen inkâr başka bir ağırlık taşıyor.
Aynı ölçü Bakara 2/55-56'da ve Nisâ 4/153'te işlendi; istenen görünür delil verildikten sonraki dönüşün karşılığı, her yerde ayrıca kaydediliyor.
Sofranın inip inmediği konusunda klasik kaynaklarda farklı görüşler nakledilir. Ayet innî münezzilühâ aleyküm diyor; bu tefsirde bunun ötesine geçen bir ayrıntı aktarılmıyor.