Mâide 17. ayet

Kur'an · 5. sûre: Mâide · 17. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

5/17

لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ أَن يُهْلِكَ ٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا

Lekad kefera'llezîne kālû inna'llâhe hüve'l-Mesîhu'bnü Meryem · Kul fe-men yemlikü mina'llâhi şey'en in erâde en yühlike'l-Mesîha'bne Meryeme ve ümmehû ve men fi'l-ardı cemîâ · Ve lillâhi mülkü's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ beynehümâ · Yahlüku mâ yeşâ' · Va'llâhu alâ külli şey'in kadîr

"'Allah, Meryem oğlu Mesîh'tir' diyenler kesinlikle inkâra sapmışlardır. De ki: Allah, Meryem oğlu Mesîh'i, annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helâk etmek istese, kim O'na karşı bir şeye sahip olabilir? Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye gücü yetendir."

Hükmün neye bağlandığı

Cümlenin öznesi bir topluluk adı değil, bir sözdür: ellezîne kālû — "diyenler."

Bu, bu bölümde defalarca kaydedilecek bir yapıdır ve STYLE'ın "hüküm vasfa bağlanır" kaydının metindeki karşılığıdır. Ayet bir grup adı anmıyor; belirli bir cümleyi anıyor ve hükmü o cümleye bağlıyor.

Aynı yapı 5/72 ve 5/73'te tekrarlanacak, üçünde de aynı kalıp kullanılacaktır: lekad kefera'llezîne kālû…

Delilin biçimi

Cevap bir tartışma değil, bir soru: fe-men yemlikü mina'llâhi şey'â?

Ve delil, ilâhlık iddiasına doğrudan değil, bir kudret karşılaştırması üzerinden veriliyor: eğer bir varlık helâk edilebiliyorsa, helâk edeni engelleyebilecek bir gücü yoksa, o varlık kendisi hakkında konuşulan şey olamaz.

Delilin en dikkat çekici tarafı, üç adı yan yana anmasıdır: el-Mesîh, ümmehû (annesi), ve men fi'l-ardı cemîâ (yeryüzündekilerin tamamı).

Kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı listenin sıralamasıdır: Mesîh'in adı, annesinin adıyla ve bütün insanlarla aynı cümlenin içine konuyor. Yani ayrım, sıradan insan ile üstün insan arasında değil; yaratılan ile yaratan arasında yapılıyor. Delil, kimseyi küçültmüyor; kategoriyi belirliyor.

مَسِيح — kök م-س-ح: el sürmek, sıvazlamak; ve yağ sürmek. Kelimenin bu isim olarak kökeni üzerinde dilciler birleşmez; bir etimoloji hükmü kurmuyorum. Klasik tefsirlerde birden çok izah nakledilir.

يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ — ve cümle, iddianın asıl dayanağına dokunuyor: olağandışı bir doğum. Meryem 19/21'de bu konu işlendi; oraya dayanıyorum. Ayet, olayın olağandışılığını inkâr etmiyor; onu yaratma fiilinin içine yerleştiriyor.


Mâide sûresinin tamamı →