يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ
"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah öyle bir topluluk getirecektir ki O onları sever, onlar da O'nu severler: müminlere karşı alçak gönüllü, inkârcılara karşı onurlu; Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar."
Cümlenin sırası kaydedilmelidir: önce O sever, sonra onlar sever. Fiil aynı kök (ح-ب-ب), iki yönde, ve öncelik verilen taraf açıktır.
| Vasıf | Kök | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| Ezilletin ale'l-mü'minîn | ذ-ل-ل | Müminlere karşı yumuşak, alçak gönüllü |
| Eizzetin ale'l-kâfirîn | ع-ز-ز | İnkârcılara karşı onurlu, boyun eğmeyen |
| Yücâhidûne fî sebîlillâh | ج-ه-د | Yol için çaba |
| Ve lâ yehâfûne levmete lâim | ل-و-م | Kınanma korkusu taşımamak |
ذ-ل-ل kökü üzerinde bir dil kaydı gerekir: kök hem zill (aşağılanma) hem zelûl (uysal, râm olmuş binek) verir. Dilciler ilk anlamın zorla, ikincisinin isteyerek olduğunu ayırır. Burada harf-i cer alâdır — ezilletin alâ'l-mü'minîn — ve dilciler bunun "onlara karşı yumuşak, onlara eğilen" anlamını verdiğini kaydeder.
Aynı çift Fetih 48/29'da (eşiddâü ale'l-küffâri ruhamâü beynehüm) başka kelimelerle işlendi; oraya dayanıyorum. İki ayet aynı iki yönlü tavrı kuruyor.
وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ — ve dördüncü vasıf, bir öncekinin şartıdır: kınanmaktan korkan, iki yönlü duramaz.
Ve elli birinci ayetin yasağı, burada olumlu karşılığını buluyor. İnnemâ hasr edatıdır: velî ancak budur.
Bunu bir yapı gözlemi olarak kaydediyorum: metin, önce hangi velâyetin kurulmayacağını, sonra hangisinin kurulacağını söylüyor. Yasak boşlukta bırakılmıyor.
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ — bu terkibin kime işaret ettiği üzerinde müfessirler ayrılır ve ihtilaf gizlenir:
| Görüş | İçerik |
|---|---|
| A | Ve hüm râkiûn bir hâl cümlesidir ve genel vasfı tamamlar: namazı kılan, zekâtı veren, boyun eğen müminler |
| B | Terkip belirli bir olaya işaret eder ve bu, klasik kaynaklarda nakledilir |
Bu tefsirde tercih yapılmıyor ve rivayet ayrıntısına girilmiyor. Ancak rükû kelimesinin Kur'an'da hem namazdaki eğilme hem genel boyun eğme için kullanıldığı bir dil kaydıdır.
فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ (56) — hizb (ح-ز-ب): bir araya gelmiş topluluk, taraf. Terkip Mücâdele 58/22'de (ülâike hizbullâh) işlendi.