Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Mâide 90-93. ayetler

Kur'an · 5. sûre: Mâide · 90-93. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

5/90-93

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ

"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi bir pisliktir. Ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz."

Dört şey, tek hüküm

KelimeKökAnlam
el-Hamrخ-م-رÖrtmekhımâr (örtü) aynı kökten; aklı örten
el-Meysirي-س-رKolaylık — emeksiz kazanç
el-Ensâbن-ص-بDikili taşlar
el-Ezlâmز-ل-مFal okları — sûrenin 3. ayetinde de geçmişti

Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: ilk iki kelimenin kökleri, yasaklanan şeyin kendi cazibesini adlandırıyor — biri örter, öteki kolaylaştırır. İsimler, sonucu değil çekiciliği kaydediyor.

فَٱجْتَنِبُوهُictinâb (ج-ن-ب): cenb — yan. Fiil "bir şeyi yanına almamak, kenarından geçmek" demektir. Dilciler bunu, "yapmayın"dan daha geniş bulur: temastan uzak durmak.

إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ فِى ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِ (91)

Gerekçe iki başlıkta veriliyor:

YönNe bozuluyor
Yatayel-Adâvete ve'l-bağdâ' beyneküminsanlar arası bağ
DikeyYasuddeküm an zikrillâh ve ani's-salâtAllah ile bağ

el-Adâvete ve'l-bağdâ' terkibi bu sûrede üçüncü kez geçiyor (5/14, 5/64, 5/91). İlk ikisinde topluluklar arasına düşen ayrılık için, üçüncüsünde müminlerin kendi aralarına düşecek ayrılık için. Bu tekrar metinden doğrulanabilir.

فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَve emir, soru biçiminde bitiyor: "artık vazgeçtiniz değil mi?"

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: cümle bir emir kalıbı değil, muhataptan gelen kararı bekleyen bir kalıptır. Ve müntehûn kelimesi, 5/79'daki lâ yetenâhevn ile aynı köktendir (ن-ه-ي)orada birbirini menetmeyenler, burada kendisi vazgeçenler.

5/93 — لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟

Ayette ittikā üç kez tekrarlanıyor ve her tekrardan sonra kelime değişiyor:

SıraTerkip
1İttekav ve âmenû ve amilü's-sâlihât
2Sümme'ttekav ve âmenû
3Sümme'ttekav ve ahsenû

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı sıralamadır: üç basamak daralarak yükseliyor ve son basamakta ihsân kalıyor. Ve ayet vallâhu yuhibbü'l-muhsinîn ile bitiyor.

Müfessirler ayetin bu üçlü yapısının hangi mertebelere karşılık geldiğinde ayrılır; tercih yapılmıyor. Ancak sümme edatının burada zaman sırası değil derece sırası bildirdiği yaygın olarak kaydedilir.


Mâide sûresinin tamamı