لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَٰنَ
"Allah sizi yeminlerinizdeki boş sözden dolayı sorumlu tutmaz; fakat bilerek bağladığınız yeminlerden sorumlu tutar."
| Tür | Kelime | Kök |
|---|---|---|
| Sorumluluk doğurmayan | el-Lağv | ل-غ-و — boş, kastsız söz |
| Sorumluluk doğuran | Mâ akkadtümü'l-eymân | ع-ق-د — düğüm atmak, bağlamak |
Akd kökünün asıl anlamı ipin düğümlenmesidir; sûre bu kökle açılmıştı: evfû bi'l-ukūd (5/1). Aynı kök, seksen dokuz ayet sonra yeminler için geliyor. Bu tekrar metinden doğrulanabilir.
| Sıra | Seçenek | Kayıt |
|---|---|---|
| 1 | On yoksulu doyurmak | Min evsatı mâ tut'ımûne ehlîküm — kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından |
| 2 | Onları giydirmek | — |
| 3 | Bir köle azat etmek | — |
| 4 | Üç gün oruç | Fe-men lem yecid — bulamayan için |
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve dayanağı evsat kaydıdır: ölçü dışarıdan bir miktar değil, kişinin kendi sofrasıdır — ve evsat (orta) denerek hem en iyisi hem en kötüsü dışarıda bırakılıyor.
Kefaretin ayrıntılarında (miktar, giydirmenin kapsamı, orucun peş peşe olup olmayacağı) mezhepler ayrılır; bu tefsirde fıkhî tercih yapılmıyor.
وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ — ve cümle, kefareti anlattıktan sonra asıl istenene dönüyor: yeminleri korumak. Yani çıkış yolu, kolaylık olarak değil, istisna olarak veriliyor.