يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ
Arapça belâgatte buna teşhîs (cansıza kişilik verme) denir ve Kur'an'da birkaç yerde kullanılır: göğün ve yerin ağlaması (Duhân 44/29), göklerin ve yerin "isteyerek geldik" demesi (Fussilet 41/11), derilerin konuşması (Fussilet 41/21).
Bir. Sayıyı ortadan kaldırıyor. Ayet "cehennem çok geniştir" demiyor; bir ölçü, bir rakam, bir hacim vermiyor. Bunun yerine, doymayan bir şey gösteriyor. Ölçü verilseydi zihin onu kavrar ve sınırlardı. Doymamak kavranamaz.
İki. Sahneyi diyaloga çeviriyor. Hüküm anlatılmıyor; konuşuluyor. Ve konuşmanın tarafı, cezanın mekânıdır. Yani ceza, pasif bir yer olmaktan çıkıp bir taraf hâline geliyor.
Üç. Soruyu tersine çeviriyor. Soruyu soran Allah'tır: "doldun mu?" Beklenen cevap "doldum" ya da "dolmadım"dır. Gelen cevap ise bir sorudur. Yani cevap verilmiyor; istek belirtiliyor.
هَلْ Arapçada soru edatıdır, ama Arapçada soru edatları her zaman gerçek soru sormaz; bazen inkâr ya da red bildirir (istifhâm-ı inkârî).
| Okuma | Hel min mezîd ne demek | Sonuç |
|---|---|---|
| Gerçek soru / istek | "Daha var mı?" — cehennem daha istiyor | Doymamışlık; kapasite tükenmemiş |
| İnkârî soru | "Daha alacak yer mi var?" — yani doldum, yer kalmadı | Doluluk; kapasite tükenmiş |
Bir gözlem kaydedebilirim, tercih olarak değil: ikinci okuma, sorunun cevabını doğrudan verir ("doldun mu?" — "doldum"). Birinci okuma ise cevabı vermeyip talep bildirir, ve bu, sorunun neden sorulduğunu daha iyi açıklar.
Ayrıca Kur'an başka bir yerde şu ifadeyi kullanır: "Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağım" (Hûd 11/119; Secde 32/13 benzeri ifade). Bu ayetler doluluğun gerçekleşeceğini söyler; ama Kāf'taki sorunun hangi anda sorulduğunu belirlemez.
Tercih dayatmıyorum. Ve şunu belirtmek gerekiyor: otuz beşinci ayetle kurulacak bağ, birinci okumada daha keskin, ikinci okumada daha zayıf ama yine de geçerlidir — çünkü bağı kuran şey kelimenin kendisidir, anlamı değil.
Dolmak. Mele'e — doldurdu; mel'ân — dolu; mele' — bir topluluğun ileri gelenleri (bir meclisi dolduranlar).
Fiil iftiâl babında ve dişil hitap kipinde: imtele'ti — "sen doldun mu (ey cehennem)". Cehennem kelimesi Arapçada müennes kabul edilir.
Kelime mimli masdar ya da ism-i mef'ûl olabilir: "artırma" ya da "artırılan". İki çözümleme de aynı yere çıkıyor: daha fazlası.
| Ayet | İfade | Kim soruyor | Ne arıyor |
|---|---|---|---|
| 30 | hel min mezîd | Cehennem | Daha fazla |
| 36 | hel min mahîs | (Helâk olan kavimler hakkında) | Kaçacak yer |