Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Kāf 43. ayet

Kur'an · 50. sûre: Kāf · 43. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

50/43

إِنَّا نَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَإِلَيْنَا ٱلْمَصِيرُ

İnnâ nahnu nuhyî ve numîtü ve ileyne'l-masîr

"Şüphesiz biz, evet biz diriltir ve öldürürüz; dönüş de bizedir."

Üç kat pekiştirme

Cümle Arapçanın en yoğun tekit yapılarından biriyle kurulmuş:

1. إِنَّ — tekit edatı. 2. نَا — "biz" (innenin ismi). 3. نَحْنُ — ayrıca zamir (damîru'l-fasl ya da tekit zamiri). 4. نُحْيِي — fiil, yine birinci çoğul şahıs.

Yani "biz" üç kez söyleniyor. Arapçada bu yapı hasr (yalnızca) anlamı kurar: diriltmek ve öldürmek yalnızca bize aittir.

Sıralama: önce diriltmek

Ve dizimde dikkat çeken bir şey var: nuhyî (diriltiriz) önce, numît (öldürürüz) sonra geliyor.

Hayatın doğal sırası da budur — önce yaşamak, sonra ölmek. Ama Kur'an bu iki fiili bazen ters sırayla da kullanır (Mülk 67/2: ellezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte — ölümü ve hayatı yarattı; ölüm önce).

Mülk bahsinde o sıralama üzerinde durulmuştu.

Kāf'ta sıra doğal yönündedir ve bağlamla uyumludur: sûre şu anda diriliş anlatıyor. Kırk ikinci ayette insanlar topraktan çıktı; kırk üçüncü ayet "diriltmek bizim işimiz" diyor.

ٱلْمَصِير — kök ص-ي-ر

Somut anlamı: bir hâlden başka bir hâle dönüşmek, olmak. Sâra — oldu, hâline geldi. Sayrûret — oluş. Masîr — varılan yer, dönülen son.

Kelimenin ilginç tarafı burasıdır: kök, mekân değil hâl değişimi bildirir. Masîr, "gidilen yer"den önce "olunacak hâl"dir.

Ve dizimde takdîm var: ileynâ fiilden (ya da haberden) önce gelmiş. Bu, yine hasr kurar: dönüş yalnız bizedir.


Kāf sûresinin tamamı