جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Onikinci ayetten buraya kadar sıralanan her şey — bahçeler, tahtlar, kaplar, meyveler, kuş eti, hûr-i în — tek bir kelimeyle bağlanıyor: cezâen.
Dizim: cezâen mansûbdur ve dilciler bunu genellikle mef'ûlün leh (sebep bildiren tümleç) ya da mahzuf bir fiilin mef'ûl-i mutlakı sayar. İki i'râb da aynı sonucu verir: sayılanların niçin verildiğini bildiriyor.
Ve yeri anlamlıdır: tablonun sonunda. Önce sahne kuruluyor, sonra gerekçesi söyleniyor. Ters sıra da mümkündü; metin bu sırayı seçmiş.
Kök: ج-ز-ي. Dilcilerin verdiği tarif: bir şeyin dengi olan karşılık. Kökte bir yeterlilik fikri vardır: ceza, borcu kapatan, denkleyen şeydir. Aynı kökten ecza' (bir şeye yetmek) ve cizye.
Türkçedeki daralmaya dikkat etmek gerekir: Türkçede "ceza" yalnız olumsuz karşılığı bildirir. Arapçada kelime nötrdür — iyinin karşılığı da cezâdır, kötünün karşılığı da. Nitekim bu ayette cennet için kullanılıyor.
Sûre içinde kökün ikinci geçişi olmayacak; ama aynı fikir 56/93'te başka bir kelimeyle geri dönecek: fe-nüzülün min hamîm — orada da sayılanlar bir "ikram" kelimesiyle mühürlenecek, ama içeriği tersine dönmüş olacak.
كَانَ + muzâri fiil. Arapçada bu birleşim, geçmişte tekrarlanan ve alışkanlık haline gelmiş fiili bildirir. "Yaptıkları" değil, "yapageldikleri".
Ayet tek bir amelden söz etmiyor. Bir ömür boyunca sürmüş bir işleyişten söz ediyor. Ve bu, tabloya bakıldığında anlamlıdır: sayılan şeyler kalıcıdır (muhalledûn, meknûn), karşılığı olan fiil de süreklidir.
| Görüş | Bâ'nın türü | Doğan anlam |
|---|---|---|
| 1 | Bâü's-sebebiyye (sebep) | Amel, verilmenin sebebidir; ama bedeli değildir |
| 2 | Bâü'l-ivaz (bedel) | Amel, verilenin bedelidir |
Bu ayrım, sonucu doğrudan etkiliyor. Birinci okumada amel bir kapı açar; ikinci okumada bir fiyat öder.
Klasik kelâm literatüründe birinci okumanın tercih edildiği yaygın olarak nakledilir ve gerekçe olarak, sınırlı bir amelin sınırsız bir karşılığın bedeli olamayacağı belirtilir. Ayrıca sahih hadis külliyatında, hiç kimsenin ameliyle cennete giremeyeceğini bildiren bir rivayet yer alır; bu rivayette amelin yerine Allah'ın rahmetinin konduğu kaydedilir.
Ve şu gerilim açıkça durmalıdır: ayet cezâen bimâ kânû ya'melûn diyor — yani amel ile karşılık arasında bir bağ kuruyor. Rivayet ise amelin tek başına yetmediğini söylüyor. İkisi birbirini nakzetmiyor; ikisi iki ayrı soruya cevap veriyor — biri "karşılık neye bağlı?" sorusuna, diğeri "karşılık neyle ölçülüyor?" sorusuna.