Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Vâkıa 27. ayet

Kur'an · 56. sûre: Vâkıa · 27. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

56/27

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

Ve ashâbü'l-yemîni mâ ashâbü'l-yemîn

"Sağın adamları — nedir sağın adamları!"

Aynı kalıp, değişen ad

Bu ayet, sekizinci ayetin kalıbını birebir tekrarlıyor: isim + + aynı isim. Kalıbın işlevi sekizinci ayette ele alındı; burada tekrarlanmayacak.

Ama bir şey değişti ve Sûrenin yapısı bölümünde işaret edilen mesele burada karşımıza çıkıyor:

AyetKullanılan ad
8ashâbü'l-meymene
27ashâbü'l-yemîn

Aynı grup, aynı kökten (ي-م-ن) iki ayrı kelimeyle anılıyor.

Fark nedir? Meymene, mef'ale kalıbındadır ve Arapçada bu kalıp yer ya da zaman bildirir: sağ taraf, sağ yan. Yemîn ise doğrudan el ya da yön adıdır.

Buradan çıkarılabilecek ayrımı kendi okumam olarak veriyorum ve kesin saymıyorum: giriş bölümünde (7-11) insanlar taraflara ayrılıyordu — orada bir bölme işi vardı, dolayısıyla mekân bildiren kelime uygundu. Tablolar bölümünde ise artık taraf değil, kimlik anlatılıyor.

Kesin olan şey, adın değiştiğidir ve bu, metinden doğrulanabilir.

ي-م-ن kökü

Kökün Arapçada iki dalı vardır ve ikisi de canlıdır:

1. Sağ tarafel-yemîn, sağ el. 2. Bereket, uğuryümn (bereket), meymûn (uğurlu).

İki anlamın birleşmesi bir kültür verisidir: sağ el, çoğu işin yapıldığı eldir ve buradan "uğurlu, hayırlı" anlamı doğmuştur. Meş'eme (sol) ise şu'm (uğursuzluk) ile aynı köktendir.

Ve bu, bir uyarıyı gerektiriyor: ayetler bir el ya da bir yön hakkında hüküm kurmuyor. Kelimeler, muhatabın dilinde hazır bulunan bir ikilikten alınmıştır. Bu tefsirde daha önce birkaç yerde kaydedilen ölçü burada da geçerlidir: Kur'an, muhatabın sözlüğünü kullanır; sözlüğü onaylamak zorunda değildir.


Vâkıa sûresinin tamamı