لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
Lehû mülkü's-semâvâti ve'l-ard, ve ile'llâhi türceu'l-ümûr "Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür."
Kur'an'da bu tür tekrarlar rastgele değildir ve burada işlevi görünüyor: ikinci ayette mülk, hayat ve ölümle birlikte anılmıştı (yuhyî ve yümît); beşinci ayette mülk, işlerin dönüşüyle birlikte anılıyor.
| Mülk kime ait | Sonucu | |
|---|---|---|
| 57/2 | Allah'a | Diriltir ve öldürür — yani mülkün içindekiler O'nun elinde |
| 57/5 | Allah'a | İşler O'na döner — yani mülkte olan biten O'na varır |
Birincisi varlığı, ikincisi süreci kapsıyor. Arada geçen iki ayet (3 ve 4) ise ikisinin arasını dolduruyor: zaman, görünürlük, hareket, beraberlik.
Beş ayetin sonunda ortaya çıkan tablo şudur: mülk O'nun, hareket O'nun bilgisinde, ve sonuç O'na dönüyor. Yedinci ayette gelecek olan "içinde halife kılındığınız şeyden infak edin" emri, ancak bu beş ayet kurulduktan sonra anlaşılabilir.
رجع — kök ر-ج-ع: dönmek, geri gelmek. Aynı kökten rücû, merci' (dönülecek yer), irtica' gelir. Bakara 2/156'daki innâ ileyhi râciûn — "biz O'na dönücüleriz" — aynı köktendir.
Fiil meçhul (edilgen) gelmiştir: türceu — "döndürülür", "döner" değil. Bu ince ama önemli bir fark. Etken olsaydı işlerin kendiliğinden döndüğü anlaşılırdı; edilgen kalıp, döndüren bir failin bulunduğunu ima ediyor.
أمور — emr'in çoğulu. Kelimenin iki anlamı vardır ve ikisi de burada geçerlidir: iş, mesele ve emir, buyruk. Yani "bütün işler" de okunabilir, "bütün emirler/hükümler" de.