وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا ٱضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَّيُضِلُّونَ بِأَهْوَآئِهِم بِغَيْرِ عِلْمٍ
"Üzerine Allah'ın adı anılan şeyden niçin yemeyesiniz? Oysa O, size haram kıldıklarını ayrıntılı olarak bildirdi — zorda kaldıklarınız hariç. Birçokları, bilgisizce kendi arzularıyla saptırıyorlar."
Ayetin yönü kaydedilmelidir ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: cümle bir yasak koymuyor — yasak koymayı sorguluyor. Ve mâ leküm ellâ te'külû — "niçin yemeyesiniz?"
| Kayıt | Ne diyor |
|---|---|
| Ve kad fassale leküm mâ harrame aleyküm | Liste zaten verilmiş |
| İllâ me'dturirtüm ileyh | Zaruret istisnası |
بِأَهْوَآئِهِم بِغَيْرِ عِلْمٍ — saptırmanın aracı: hevâ ve bilgisizlik. Hevâ için Câsiye 45/23 ve Furkān 25/43'e dayanıyorum.
Ve bu ayet, sûrenin son bloğunun kapısını açıyor: 136-150. ayetlerde insanların kendi koydukları yasaklar ele alınacak.