وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَلَٰكِن ذِكْرَىٰ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ · وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا
"Korunanlara, onların hesabından bir şey düşmez; ama bir hatırlatma olsun diye (yüz çevirsinler). Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak."
Altmış sekizinci ayetteki emir (yüz çevirme) burada bir kayıtla tamamlanıyor: ve mâ alâ'llezîne yettekūne min hisâbihim min şey'.
En'âm 6/52'de (mâ aleyke min hisâbihim min şey') aynı ifade geçmişti. İki geçiş: biri Peygamber'e, öteki genel olarak korunanlara. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا — غ-ر-ر kökü Fâtır (Melâike) 35/5'te ayrıntılı işlendi (dış görünüşün göz alıcı, içinin boş olması). Ve orada ve lâ yeğurrenneküm billâhi'l-ğarûr kaydı da verilmişti.
وَذَكِّرْ بِهِۦٓ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌۢ بِمَا كَسَبَتْ (70) — ibsâl (ب-س-ل): rehin bırakılmak, teslim edilmek. Kelime Kur'an'da nadir geçer.