وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
Kök: ش-ق-ق. Bu kök İnşikâk 84/1 bölümünde ayrıntılı işlendi ve orada Kur'an'daki geçişlerinin tablosunda bu ayet de yer aldı; oradaki değerlendirmesi "çözülmeye" idi. Tekrarlamıyorum.
Buraya eklenmesi gereken şey, ayetin ikinci yarısıdır — çünkü İnşikâk sûresi göğün yarılmasıyla başlayıp başka bir yöne gider; Hâkka ise yarılan gökten sonra bir sıfat ekler.
- وَهَى ٱلْحَبْلُ — ip gevşedi, lifleri çözüldü, kopmak üzere.
- وَهَى ٱلسِّقَاء — su tulumu yırtıldı, dikişi açıldı, sızdırıyor.
- وَاهٍ — yıpranmış, eskimiş, dayanıksız.
Yani vâhiye, sert bir kırılmayı değil, dokunun çözülmesini bildirir. Bir kumaşın liflerinin ayrılması, bir ipin açılması, bir dikişin patlaması.
Bir kayıt. Arapçada و-ه-ن kökü de vardır ve o da zayıflık bildirir ("Doğrusu evlerin en dayanıksızı örümcek evidir", Ankebût 29/41; "Kemik zayıfladı", Meryem 19/4). İki kök ses bakımından yakındır ve anlam alanları örtüşür. Ancak bunlar ayrı köklerdir ve bu ses yakınlığından bir anlam çıkarmıyorum. A'lâ bölümünde ص-ل-ي ile ص-ل-و için, Târık bölümünde ق-ر-ع ile ط-ر-ق için aynı kayıt düşülmüştü.
| Ayet | Kelime | Görüntü |
|---|---|---|
| Tekvîr 81/11 | كُشِطَتْ | Derisi yüzülmüş gibi sıyrıldı |
| İnfitâr 82/1 | ٱنفَطَرَتْ | Yarıldı, çatladı |
| Rahmân 55/37 | وَرْدَةً كَٱلدِّهَان | Erimiş yağ gibi kızıllaştı |
| Furkān 25/25 | تَشَقَّقُ بِٱلْغَمَٰمِ | Bulutlarla yarıldı |
| Enbiyâ 21/104 | كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ | Yazı tomarı gibi dürüldü |
| Hâkka 69/16 | وَاهِيَة | Dokusu gevşedi |
Listedeki kelimelerin çoğu sert ve ani bir işlem bildirir: sıyırma, yarma, dürme. Vâhiye ise bunların hiçbiri değil: bir dayanıklılık kaybıdır.
Mülk 67/3 özellikle önemlidir, çünkü orada aynı soru sorulup olumsuz cevaplanıyor: gökte hiçbir çatlak, hiçbir gevşeklik yok. Hâkka 69/16 o cevabı tersine çeviriyor.
Yani kelime seçimi şunu söylüyor: sağlamlığın simgesi olan şey, sağlamlığını kaybediyor. Yıkılmıyor sadece; artık tutmuyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum. Kelimelerin anlamları ve ayet listesi ise doğrulanabilir verilerdir.
- وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ — fiil cümlesi, mâzî. Bir olay.
- فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ — isim cümlesi, ism-i fâil haber. Bir hal.
Arapçada fiil cümlesi oluşu, isim cümlesi sübûtu (sabitliği) bildirir. Bu ayrım bu tefsirde birkaç kez kaydedildi (Mâûn 107/5-6, Tekvîr 81/19).
Yani ayet şunu yapıyor: yarılma bir kez olur; gevşemişlik ise o günün sabit hali olarak kalır. Gök yarıldıktan sonra düzelmiyor.