وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ
Ve'l-melekü alâ ercâihâ; ve yahmilü arşe rabbike fevkahum yevmeizin semâniye "Melekler onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin arşını, onların üstünde sekiz [varlık] taşır."
ٱلْمَلَك tekildir, fakat "kenarlarında" çoğul bir dağılım bildirir. Arapçada cins isminin tekil kullanılıp çoğul anlam vermesi olağandır; Fecr 89/22'de (ve'l-melekü saffen saffâ) aynı olgu kaydedilmişti.
Ve iki ayet arasında bir bağ var: Fecr'de melekler saf saf dizilmişti; Hâkka'da kenarlarda duruyorlar. İki farklı yerleşim, iki farklı sahne.
Kök: ر-ج-و. Recâ — bir şeyin kenarı, kıyısı; özellikle kuyunun ağzı ve vadinin yamacı için kullanılır. Çoğulu أَرْجَاء.
Bir kayıt. Aynı harflerden رَجَاء (recâ — umut) kelimesi gelir ve dilciler ikisinin tek kök mü yoksa eş sesli iki kök mü olduğu konusunda ayrılırlar. Bu ihtilafa girmiyorum ve bu ses ortaklığından bir anlam çıkarmıyorum; sadece kaydediyorum. Kâria bölümünde ح-م-ي kökü için aynı kayıt düşülmüştü.
Görüntü şudur: gök yarılmış, dokusu gevşemiş, artık bir bütün değil. Ve melekler kenarlarında duruyor. Yani parçalanan yapının çeperinde.
Arapçada bir sayı geçtiğinde arkasından ma'dûd (sayılan) gelir: semâniyete eyyâm (sekiz gün — bu sûrenin yedinci ayetinde). Burada ma'dûd yok. Sadece ثَمَٰنِيَةٌ.
Bir gramer ipucu var. Arapçada sayılarda ters cinsiyet uyumu kuralı işler: 3-10 arası sayılar, sayılan müzekker ise müennes biçimde (tâ ile), müennes ise müzekker biçimde gelir. Semâniye tâ almıştır; dolayısıyla düşürülen ma'dûd müzekkerdir.
Bu, kelimenin melek (müzekker) ya da benzeri bir isim olduğuna işaret eder — nitekim aynı ayetin başında el-melek zaten geçmiştir.
| Görüş | İzah |
|---|---|
| Sekiz melek | En yaygın okuyuş. Ayetin başında melekler anıldığı için ma'dûd karineyle bellidir |
| Sekiz saf / sekiz grup | Sayı bireyleri değil, dizileri sayıyor olabilir |
| Belirli sekiz varlık | Rivayet literatüründe ayrıntılar nakledilir |
Birinci görüş en yaygınıdır ve siyaka en uygunudur, çünkü ma'dûdun karineyle anlaşılması Arapçada olağandır ve karine ayetin kendi içindedir.
Sûre burada, üçüncü ayetteki tavrı sürdürüyor: "Onun ne olduğunu sen ne bilirsin?" Bilgi veriliyor ama eksik veriliyor. Bir sayı var, sayılan yok.
Rivayet literatüründe bu meleklerin biçimi, büyüklüğü, adları hakkında ayrıntılar nakledilir. Bunları aktarmıyorum, çünkü sıhhatleri hakkında hüküm veremem ve Kur'an metniyle aynı kesinlik derecesinde değildirler. Bu, Fecr bölümünde İrem için düşülen kaydın aynısıdır: "aktarmak, farkında olmadan onlara bir ağırlık kazandırır."
عَرْش — Kök: ع-ر-ش. Bu kök Tekvîr 81/20 bölümünde işlendi: somut anlamı çardak, üzeri örtülü yüksek yapı, tavan; buradan taht. Arîş — asma çardağı; En'âm 6/141'de ma'rûşât (çardaklı bahçeler). Tekrarlamıyorum.
Tekvîr'de kaydedilen şuydu: orada ذِى ٱلْعَرْش (arşın sahibi) unvanı seçilmişti çünkü konu bir yetki zinciriydi.
Burada da unvan değil ama izâfet anlamlıdır: arşe rabbike — "senin Rabbinin arşı." İkinci tekil şahıs zamiri.
Sûre burada yine muhataba dönüyor (üçüncü, yedinci ve sekizinci ayetlerden sonra dördüncü kez). Ve dönüş yeri özellikle seçilmiş gibi duruyor: sahnenin en uzak, en kavranamaz noktasında — arşın taşınması anlatılırken — anlatım muhatabın omzuna dokunuyor: senin Rabbin.
Arşın "taşınması" hakkında. Bu ifade, Fecr 89/22'deki "Rabbin geldi" ifadesiyle aynı kategoridedir: müteşâbih. Fecr bölümünde bu konuda kelâmî taraf tutulmadı ve iki ana tavır (tefvîz ve te'vîl) tablo halinde verildi. Aynı tutumu burada koruyorum ve o tabloyu tekrarlamıyorum.
Yalnız şunu kaydediyorum: iki tavır da Şûrâ 42/11'de ortaklaşır ("O'nun benzeri hiçbir şey yoktur"), ve ayetin sûre içindeki işlevi her iki tavırda da aynıdır: hüküm makamının kurulduğunu bildirmek.
| Okuyuş | Kim | Sonuç |
|---|---|---|
| Melekler | Arş, kenarlarda duran meleklerin üstünde | Sekiz taşıyıcı, öteki meleklerden yukarıda |
| İnsanlar | Arş, mahşerdekilerin üstünde | Hüküm makamı, hüküm verilenlerin üstünde |
İkisi de dilde mümkündür. İkinci okuyuş bir sonraki ayete daha rahat bağlanır: "O gün arz edilirsiniz" — arz edilenlerin üstünde bir makam.
Ve üçüncüsünde bir tersine dönüş var: ilk iki taşımada taşınan aşağıdaydı; üçüncüsünde taşınan yukarıda.