Tafsir LabUsulGitHubEnglish

A'râf 163-166. ayetler

Kur'an · 7. sûre: A'râf · 163-166. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

7/163-166

وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ

Ves'elhüm ani'l-karyeti'lletî kânet hâdırate'l-bahri iz ya'dûne fi's-sebti iz te'tîhim hîtânühüm yevme sebtihim şürraan ve yevme lâ yesbitûne lâ te'tîhim, kezâlike neblûhüm bimâ kânû yefsükūn · Ve iz kālet ümmetün minhüm lime teızûne kavmenillâhu mühlikühüm ev muazzibühüm azâben şedîdâ, kālû ma'zireten ilâ rabbiküm ve leallehüm yettekūn · Fe-lemmâ nesû mâ zükkirû bihî enceyne'llezîne yenhevne ani's-sûi ve ehazne'llezîne zalemû bi-azâbin beîsin bimâ kânû yefsükūn · Fe-lemmâ atev an mâ nühû anhü kulnâ lehüm kûnû kıradeten hâsiîn

"Onlara, deniz kıyısındaki o kasabayı sor: hani cumartesi yasağını çiğniyorlardı. Cumartesi günleri balıkları akın akın geliyor, cumartesi tutmadıkları günlerde ise gelmiyordu. Yoldan çıkmaları sebebiyle onları böyle sınıyorduk. · İçlerinden bir topluluk: 'Allah'ın helâk edeceği ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?' dediğinde, şöyle demişlerdi: 'Rabbinize karşı bir mazeret olsun diye; ve belki sakınırlar.' · Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, kötülükten alıkoyanları kurtardık; zulmedenleri ise yoldan çıkmaları yüzünden çetin bir azapla yakaladık. · Yasaklandıkları şeyde haddi aşınca onlara: 'Aşağılık maymunlar olun' dedik."

Dayandığım kayıt

Bu olay Bakara 2/63-66'da işlendi ve oraya dayanıyorum. Orada kaydedilenlerin özeti:

"Nakledilen çözüm şudur: cumartesi ağlar ve havuzlar hazırlanır, balıklar içine girer, pazar günü toplanır. Cumartesi avlanılmamıştır — teknik olarak." "Verilen yasağın lafzı korunup gayesi iptal ediliyor. Yasağa uyulmuş görünüyor, yasak çalışmıyor." "Kur'an bu davranışı üç ayrı yerde, üç farklı örnekle işaretliyor — demek ki tek bir olay değil, bir tür tarif ediliyor."

Tekrarlamıyorum. Ve Nahl 16/124'te kaydedilen sınır da geçerlidir: Kur'an bu konuya birkaç yerde değinir (Bakara 2/65, A'râf 7/163, Nisâ 4/154) ve ayrıntıya girmez. Oraya dayanıyorum.

A'râf'ın eklediği şey — üç grup

A'râf, Bakara'nın vermediği bir bilgiyi veriyor ve bu, iki metinden doğrulanabilir bir farktır: olayda üç grup vardır, iki değil.

GrupAyetNe yapıyorSonu
1163Ya'dûne fi's-sebtyasağı çiğneyenlerEhazne'llezîne zalemû (165)
2165Yenhevne ani's-sûkötülükten alıkoyanlarEnceynâ (165) — kurtarıldılar
3164Lime teızûne kavmen…öğüt vermeyi gereksiz bulanlarMetin söylemiyor

Üçüncü grubun akıbeti ayette bildirilmiyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir boşluktur ve klasik tefsirlerde çokça tartışılmıştır.

İhtilafı tabloyla veriyorum ve tercih dayatmıyorum:

GörüşÜçüncü grup ne olduDayanak
1Kurtulanlara dahildir — yasağı çiğnemediler165. ayette yalnız iki grup anılıyor: enceynâ ve ehaznâ; üçüncü grup yasağı çiğneyenler arasında sayılmıyor
2Yakalananlara dahildir — susmayı seçtiler165. ayette kurtarılanlar ellezîne yenhevne ani's-sû diye adlandırılıyor; üçüncü grup bu tarife girmiyor
3Metin bilerek susuyor — akıbet bildirilmemiştirAyetin iki grup sayması ve üçüncüsünü sayıma katmaması

Bu ihtilaf erken dönemden itibaren nakledilir ve bu tefsirde bir tercih yapılmıyor.

Öğüdün gerekçesi

Ve ikinci grubun cevabı kaydedilmelidir ve bu, sûrenin en somut cümlelerinden biridir:

*Kālû ma'zireten ilâ rabbiküm ve leallehüm yettekūn

İki gerekçe sayılıyor ve ikisi ayrı yöne bakıyor:

#GerekçeKime bakıyor
1Ma'zireten ilâ rabbikümÖğüt verene — kendi hesabı
2Ve leallehüm yettekūnMuhataba — sonuç ihtimali

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir; dayanağı iki gerekçenin sırasıdır: birinci gerekçe, sonucun gerçekleşmemesi hâlinde de geçerli kalıyor. Yani öğüt, sonuca bağlı olmayan bir yükümlülük olarak veriliyor. Ve bu, itirazın kendisine cevaptır: itiraz "nasıl olsa helâk edilecekler" diyordu.

م-ع-ذ-ر — kök ع-ذ-ر: bir kusuru gidermek, mazeret sunmak. Ma'zire, "özrün ortaya konması" demektir.

كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ — benzetme mi hakikat mi

Bu ifade hakkındaki ihtilaf Bakara 2/65'te tablolandı ve oraya dayanıyorum. Orada kaydedilenler tekrarlanmayacak; ihtilafı buraya taşıyıp dayanaklarıyla tablolamakla yetiniyorum:

GörüşNe anlaşılıyorDayanakZorluğu
1Gerçek bir dönüşümİfadenin zâhiri; kûnû emrinin bir oluş bildirmesi; çoğunluğun görüşü olmasıMetin sürecin ayrıntısını vermiyor
2Benzetme — kalplerin ve davranışların maymunlaşması, taklitçiliğe ve hilekârlığa düşmekArapçada bu tür anlatımın yaygınlığı; ve erken dönemde de dile getirilmiş olmasıKûnû emrinin zâhiri bir oluş bildirmesi

İki görüş de nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Ve Bakara 2/65'te kaydedilen ve iki görüşten bağımsız olarak geçerli olan tespit burada da geçerlidir; oraya dayanıyorum: seçilen hayvan tesadüfi değildir. Maymun, taklit eden hayvandır — görüntüyü kopyalar, işlevi anlamaz. Yapılan şey de tam buydu: yasağın görüntüsü korunmuş, anlamı taklit edilmişti. Ceza, suçun kendi diliyle adlandırılıyor.

Buraya ait olan tek yeni şey, A'râf'taki fiilin kalıbıdır ve bu bir dizim verisidir:

Yerİfade
Bakara 2/65Fe-kulnâ lehüm kûnû kıradeten hâsiîn
A'râf 7/166Fe-lemmâ atev an mâ nühû anhü kulnâ lehüm kûnû kıradeten hâsiîn

A'râf, aynı cümlenin başına bir şart cümlesi ekliyor: fe-lemmâ atev an mâ nühû anh — "yasaklandıkları şeyde haddi aşınca". Bakara'da bu kayıt yoktur.

ع-ت-و kökü yetmiş yedinci ayette geçmişti (ve atev an emri rabbihim — Semûd). Aynı kök, iki ayrı topluluk. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.

خَٰسِـِٔين — kök خ-س-أ: kovulmak, uzaklaştırılmak; dilciler kökü bir hayvanı "kışt" diye kovmak için kullanılan sese bağlar. Bakara 2/65'te işlendi.


A'râf sûresinin tamamı