هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا
Hüve'llezî halakaküm min nefsin vâhıdetin ve ceale minhâ zevcehâ li-yesküne ileyhâ, fe-lemmâ teğaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen fe-merrat bih, fe-lemmâ eskalet deavallâhe rabbehümâ le-in âteytenâ sâlihan le-nekûnenne mine'ş-şâkirîn · Fe-lemmâ âtâhümâ sâlihan cealâ lehû şürakâe fîmâ âtâhümâ, fe-teâlallâhu ammâ yüşrikûn
"Sizi bir tek nefisten yaratan ve gönlü ona ısınsın diye eşini de ondan var eden O'dur. Eşiyle birleştiğinde hafif bir yük yüklendi ve onunla bir süre gezindi. Ağırlaşınca ikisi birden Rableri Allah'a dua ettiler: 'Bize elverişli bir çocuk verirsen, mutlaka şükredenlerden oluruz.' · Onlara elverişli bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında O'na ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştuklarından yücedir."
Ve dizim nüktesi kaydedilmelidir: cümle tekil bir sahneyle başlıyor, sonra ikile geçiyor (rabbehümâ, âtâhümâ, cealâ), sonra yüz doksan üçüncü ayette çoğula dönüyor (yüşrikûn, tettebiûküm).
| Ayet | Şahıs |
|---|---|
| 189a | Tekil — nefsin vâhıdetin ve eşi |
| 189b-190a | İkil — rabbehümâ, cealâ |
| 190b-193 | Çoğul — ammâ yüşrikûn |
Bu geçiş, klasik tefsirlerin en çok tartıştığı yerlerden biridir ve ihtilafı tabloyla veriyorum. TERCİH DAYATMIYORUM.
| Okuma | Ortak koşan kim | Dayanak | Zorluğu |
|---|---|---|---|
| 1 | Cins olarak insan — sahne tek bir çiftin değil, insan türünün davranışını anlatır | Ayetin çoğula geçmesi (yüşrikûn); ve nefsin vâhıdetin ifadesinin cins bildirebilmesi | İkil kalıptan çoğula geçiş dizim bakımından açıklama gerektiriyor |
| 2 | Sonraki nesiller — dua eden çift ile ortak koşanlar ayrı kimselerdir | 190. ayetin sonunda fe-teâlallâhu ammâ yüşrikûn çoğuldur; 191'den itibaren muhatap açıkça başkalarıdır | Cümlenin akışında bir özne değişimi kaydı yok |
| 3 | Belirli bir olay — nakledilen bir anlatıya dayanır | Klasik kaynaklarda aktarılan rivayetler | Bu tefsirde rivayet nakledilmiyor; ve aktarılan anlatılar birbirini tutmuyor |
Ve üçüncü okuma için STYLE gereği açıkça yazıyorum: bu ayet hakkında peygamberlere bir kusur nispet eden anlatımlar aktarılmıştır. Bu tefsirde o anlatımlara girilmiyor, çünkü sıhhatleri verilemiyor ve Kur'an'ın vermediği ayrıntı uydurulmuyor (STYLE).
س-ك-ن kökü: durulmak, hareketin dinmesi; ve buradan huzur bulmak, yerleşmek. Sekîne, mesken aynı köktendir.
فَمَرَّتْ بِهِۦ — م-ر-ر kökü: geçmek, gidip gelmek. Cümlenin anlamı: yükü hafifken normal hayatını sürdürmesi.
وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ (192-193) — bu iki ayet, yüz doksan dördüncü ayetten itibaren gelecek olan uzun sayımın girişidir ve orada birlikte işlenecektir.