Tafsir LabUsulGitHubEnglish

A'râf 189-193. ayetler

Kur'an · 7. sûre: A'râf · 189-193. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

7/189-193

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا

Hüve'llezî halakaküm min nefsin vâhıdetin ve ceale minhâ zevcehâ li-yesküne ileyhâ, fe-lemmâ teğaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen fe-merrat bih, fe-lemmâ eskalet deavallâhe rabbehümâ le-in âteytenâ sâlihan le-nekûnenne mine'ş-şâkirîn · Fe-lemmâ âtâhümâ sâlihan cealâ lehû şürakâe fîmâ âtâhümâ, fe-teâlallâhu ammâ yüşrikûn

"Sizi bir tek nefisten yaratan ve gönlü ona ısınsın diye eşini de ondan var eden O'dur. Eşiyle birleştiğinde hafif bir yük yüklendi ve onunla bir süre gezindi. Ağırlaşınca ikisi birden Rableri Allah'a dua ettiler: 'Bize elverişli bir çocuk verirsen, mutlaka şükredenlerden oluruz.' · Onlara elverişli bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında O'na ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştuklarından yücedir."

Cümlenin sûredeki yeri

Bu ayet, sûrenin ikinci bloğuna (Âdem) dönen bir cümleyle başlıyor: halakaküm min nefsin vâhıdetin.

Ve dizim nüktesi kaydedilmelidir: cümle tekil bir sahneyle başlıyor, sonra ikile geçiyor (rabbehümâ, âtâhümâ, cealâ), sonra yüz doksan üçüncü ayette çoğula dönüyor (yüşrikûn, tettebiûküm).

AyetŞahıs
189aTekilnefsin vâhıdetin ve eşi
189b-190aİkilrabbehümâ, cealâ
190b-193Çoğulammâ yüşrikûn

Bu geçiş, klasik tefsirlerin en çok tartıştığı yerlerden biridir ve ihtilafı tabloyla veriyorum. TERCİH DAYATMIYORUM.

OkumaOrtak koşan kimDayanakZorluğu
1Cins olarak insan — sahne tek bir çiftin değil, insan türünün davranışını anlatırAyetin çoğula geçmesi (yüşrikûn); ve nefsin vâhıdetin ifadesinin cins bildirebilmesiİkil kalıptan çoğula geçiş dizim bakımından açıklama gerektiriyor
2Sonraki nesiller — dua eden çift ile ortak koşanlar ayrı kimselerdir190. ayetin sonunda fe-teâlallâhu ammâ yüşrikûn çoğuldur; 191'den itibaren muhatap açıkça başkalarıdırCümlenin akışında bir özne değişimi kaydı yok
3Belirli bir olay — nakledilen bir anlatıya dayanırKlasik kaynaklarda aktarılan rivayetlerBu tefsirde rivayet nakledilmiyor; ve aktarılan anlatılar birbirini tutmuyor

Birinci ve ikinci okuma metin üzerinden yürütülebilir; tercih dayatmıyorum.

Ve üçüncü okuma için STYLE gereği açıkça yazıyorum: bu ayet hakkında peygamberlere bir kusur nispet eden anlatımlar aktarılmıştır. Bu tefsirde o anlatımlara girilmiyor, çünkü sıhhatleri verilemiyor ve Kur'an'ın vermediği ayrıntı uydurulmuyor (STYLE).

لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا

س-ك-ن kökü: durulmak, hareketin dinmesi; ve buradan huzur bulmak, yerleşmek. Sekîne, mesken aynı köktendir.

Ve Rûm 30/21'de aynı fiil işlendi (li-teskünû ileyhâ). Oraya dayanıyorum.

Ve ilâ edatı kaydedilmelidir: fiil bir yöne bağlanıyor — "ona doğru durulmak".

فَمَرَّتْ بِهِۦم-ر-ر kökü: geçmek, gidip gelmek. Cümlenin anlamı: yükü hafifken normal hayatını sürdürmesi.

وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ (192-193) — bu iki ayet, yüz doksan dördüncü ayetten itibaren gelecek olan uzun sayımın girişidir ve orada birlikte işlenecektir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

س-ك-ن

A'râf sûresinin tamamı