كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ / إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ
Küllü nefsin bimâ kesebet rahîne / İllâ ashâbe'l-yemîn "Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir — sağın adamları hariç."
- رَهْن (rehn) — rehin bırakma; ve rehin bırakılan şey.
- رَهِين / رَهِينَة — rehin olarak tutulan.
- رِهَان (rihân) — karşılıklı bahis; iki tarafın da bir şey ortaya koyması.
Kur'an'da kökün somut hukukî anlamı geçer: "Yolculukta olur da yazacak birini bulamazsanız, alınmış rehinler (rihânun makbûda) yeterlidir" (Bakara 2/283).
Rehin, borcun teminatı olarak bırakılan şeydir. Rehin bırakılan şey, borç ödenene kadar sahibine dönmez. Alacaklının elinde tutulur; sahibinin kullanımına kapalıdır.
Yani kişi, kendi kazandığının karşılığında rehin tutuluyor. Rehin bırakan da rehin bırakılan da aynı kişi.
Klasik tefsirlerde bu şöyle açıklanır: insan, ameli sebebiyle tutuludur; ameli onu kurtarana kadar serbest kalamaz.
- "Kazandığı lehine, işlediği aleyhinedir" (Bakara 2/286) — lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mâ ktesebet.
- "Malı ve kazandığı ona fayda vermedi" (Tebbet 111/2) — Tebbet (Mesed)'de işlendi.
Ve bir dizim nüktesi: ayet "yaptığı" (amile) demiyor, "kazandığı" (kesebet) diyor. Kazanç dili, bir borç-alacak ilişkisi kuruyor — ve rehîne kelimesiyle birleşiyor.
"Her kişi, kazandığına karşılık bir rehindir" (Tûr 52/21) — küllü'mriin bimâ kesebe رَهِينٌ.
| Görüş | Gerekçe |
|---|---|
| Müennese uyum | Burada özne nefs (müennes), orada imri' (müzekker) |
| İsim / sıfat farkı | Rahîne, sıfat değil isimdir (şetîme, zebîha gibi); tâ müenneslik için değil |
ي-م-ن kökü ve sağ/sol ayrımı İnşikâk'de işlendi. Orada kaydedilen çekirdek:
"Kök ي-م-ن, yümn (bereket) ile akraba... Kur'an bu yerleşik çağrışımı kullanır ama ona bir hüküm yükü de bindirir: ashâbü'l-yemîn / ashâbü'ş-şimâl (Vâkıa 56/27, 41)."
Klasik tefsirlerde birkaç izah verilir: mü'minler genel olarak; ya da belirli bir grup. Bir tercih dayatmıyorum, çünkü ayet tanımlamıyor ve İnşikâk'de de aynı tavır korunmuştu.
Ve bir sonraki ayet, istisna edilenlerin ne yaptığını gösterecek — ki bu, sûrenin en dikkat çekici sahnesine kapı açıyor.