فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ
| Yarı | Kalıp |
|---|---|
| 1 | Fe-lem taktülûhüm ve lâkinnallâhe katelehüm — fiil doğrudan reddediliyor |
| 2 | Ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ — fiil önce kabul, sonra reddediliyor |
İkinci yarıdaki iz rameyte (attığın zaman) ifadesi, atma fiilinin gerçekleştiğini kaydediyor — ve aynı cümlede sonucun ona ait olmadığı söyleniyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu ifadenin varlığıdır: ayet, insanın fiilini yok saymıyor. Reddettiği şey, fiilin sonucunu üretmiş olması.
Ve bu, Vâkıa 56/58-72'de işlenen dört delille aynı yerden kesiyor: orada da insanın payı teslim ediliyor (akıtmak, ekmek, çakmak) ve sonuç ayrılıyordu. Oraya dayanıyorum.
STYLE gereği bir kayıt: bu ayet, kelâm geleneğinde insanın fiili ve kudreti tartışmalarında kullanılmıştır. Bu tefsirde o tartışmaya girilmemekte; ayetin dil ve dizim yönü verilmektedir.
وَلِيُبْلِىَ ٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلَآءً حَسَنًا — ve gerekçe: güzel bir sınama. Belâ kelimesinin "sınama" anlamı Bakara 2/155'te işlendi.