ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ
- صَلَى ٱللَّحْمَ — eti ateşte pişirdi, kızarttı.
- صِلَاء (sılâ') — ateşin sıcağı, harareti.
- ٱصْطَلَى — ateşin başında ısındı. Kur'an'da: "Belki ondan bir kor parçası getiririm de ısınırsınız" (Neml 27/7).
Son madde önemli: aynı kök, ısınmak için ateşe yaklaşmayı da anlatıyor. Yani kökün altında ceza fikri yoktur; ateşle temas fikri vardır. Temasın sonucu, ateşin derecesine ve temasın süresine bağlıdır.
Bu, Kur'an'ın azap tasvirlerinde kullandığı kelimenin nötr bir fiil olduğunu gösteriyor. Ayeti ağırlaştıran, fiilin kendisi değil, nesnesidir: en-nâra'l-kübrâ.
Bu sûrenin on beşinci ayetinde فَصَلَّىٰ (namaz kıldı) fiili gelecek. Yazıda iki kelime birbirine çok benzer: يَصْلَى ve صَلَّىٰ.
Ama bunlar aynı kök değildir. Yaslâ (ateşe girmek) ص-ل-ي kökünden; sallâ (namaz kılmak) genel kabule göre ص-ل-و kökündendir. Son harf farklıdır ve Arapçada kök, üç sessizin kimliğiyle belirlenir.
Felak sûresi bölümünde ف-ل-ق ile ف-ل-ح arasındaki benzerlik hakkında aynı uyarı yapılmıştı. Orada kaydedilen ilke burada da geçerli: ilk iki harfi ortak olan köklerdeki anlam yakınlıkları dil geleneğinde tartışılmıştır, ama bir kök birliği iddiası olarak sunulamaz.
Bir sûrede bu iki fiilin üç ayet arayla geçmesi kulakta bir yankı bırakır. Bunu bir ses gözlemi olarak kaydediyorum; anlam delili olarak sunmuyorum ve bir kelime oyunu iddiasında bulunmuyorum.
Kalıp: kübrâ, ekberin müennesidir; fu'lâ vezninde ism-i tafdîl. Nâr Arapçada müennes olduğu için sıfat da müennes gelmiştir.
| İzah | Ne diyor |
|---|---|
| Dünyadaki ateşle | Bilinen ateş, ölçü olarak veriliyor; kastedilen onunla kıyaslanamayacak olandır |
| Cehennemin dereceleriyle | Azabın en ağır katmanı |
| Kalıp tafdîl bildirmiyor | El-eşkâ'da olduğu gibi, vezin sadece vasfı belirtiyor: "o büyük ateş" |
Birinci izah bağlam bakımından en makul olanıdır ve bir sebebi vardır: muhatap ateşi biliyor. Anlatılamayacak bir şeyi anlatmanın yolu, bilinen bir şeye göre konumlandırmaktır. Kâria sûresi bölümünde kaydedilen tespit burada da geçerli: "Mahiyeti bilinemeyen bir şey ancak karşılaştırmayla anlatılabilir."
Ayrıca fasıla gerekçesi vardır: el-kübrâ, sûrenin -â sesine uyar. En-nâra'l-azîme denseydi ses bozulurdu.