وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ … فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ
"Onları böylece uyandırdık ki birbirlerine sorsunlar. İçlerinden biri: 'Ne kadar kaldınız?' dedi. 'Bir gün ya da günün bir kısmı kadar' dediler… 'Şu gümüş paranızla birinizi şehre gönderin; hangi yemeğin daha temiz olduğuna baksın ve size ondan bir rızık getirsin. Çok da nazik davransın.'"
لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ — Mü'minûn 23/113'te (lebisnâ yevmen ev ba'da yevm) ve Ahkāf 46/35'te (sâaten min nehâr) aynı ölçü işlendi. Üç yerde de uzun süre, kısa sanılıyor.
Ve buradaki fark kaydedilmelidir: ötekiler âhirette söyleniyor; bu, dünyada söyleniyor — ve söyleyenler haklı olarak yanılıyor, çünkü uyanmışlar. Yani sûre, sürenin yanlış tahmin edilmesini bir kusur olarak değil, insanın ölçü aracının sınırı olarak gösteriyor. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum.
ل-ط-ف kökü: incelik, yumuşaklık; gizlice ve dikkatle davranmak. Kelime Lokmân 31/16'da (latîf) işlendi.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: kıssanın en ayrıntılı emri, en küçük konuda geliyor — alışveriş yaparken dikkatli olmak. Ve sebebi bir sonraki cümlede: ve lâ yüş'ıranne biküm ehadâ — kimseye sizi sezdirmesin.