2/259 — Yüz yıl bekleyen adam
"…Yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti. 'Ne kadar kaldın?' dedi. 'Bir gün ya da günün bir kısmı' dedi. 'Hayır, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış; bir de eşeğine bak…'"
| Aşama | Ne gösteriliyor |
|---|---|
| Yiyecek | Bozulmamış — zaman geçmemiş gibi |
| Eşek | Kemikleri kalmış — zaman tamamen geçmiş |
| Kendisi | Uyandığında bir gün geçtiğini sanıyor |
Aynı yüz yıl, üç ayrı varlıkta üç ayrı iz bırakmış. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet zamanın kendisini değil, zamanın etkisinin ölçülebilirliğini konu ediyor.
كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا — inşâz: kaldırıp yerine yerleştirmek, üst üste bindirmek. Kisve — giydirmek. Kemiklerin ete "giydirilmesi" resmi kullanılıyor.
Bir kıraat kaydı: kelimenin nünşiruhâ (yayıp diriltiriz) şeklinde okunduğu da nakledilir. İki okuyuş arasındaki fark, kaldırmak ile diriltmek arasındadır.
قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ — soru soran, gördükten sonra konuşuyor. Ve söylediği şey bir itirafın değil, bir bilginin dili.