أَمَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Emmen yebdeü'l-halka sümme yuîdühû ve men yerzükuküm mine's-semâi ve'l-ard, e-ilâhün maallâh, kul hâtû burhâneküm in küntüm sâdikīn
"Yoksa yaratmayı başlatan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber bir ilâh mı var? De ki: Doğru söylüyorsanız kesin delilinizi getirin!"
Beşinci soru, ötekilerden farklı bir alana geçiyor: gözle görülen bir olguya değil, bir sürecin bütününe bakıyor.
Ve dizim kaydedilmelidir: sümme edatı (bir aralıkla sonra) kullanılıyor — fâ değil. Yani başlangıç ile tekrar arasında bir aralık var.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: dört soru gözlenebilir olguları saymıştı (bahçeler, yeryüzü, çaresizlik, rüzgârlar); beşincisi, henüz gerçekleşmemiş bir şeyi (iâde) delil dizisine katıyor.
Bu talep Kasas 28/75'te ayrıntılı işlendi ve orada dizindeki bütün halkaları tablolandı (hâtû burhâneküm, erûnî mâzâ halaka, i'tûnî bi-kitâb, bi-ğayri sultânin etâhüm). Ve burhân kelimesi orada tarif edilmişti: karşı tarafı bağlayan ve tartışmayı bitiren delil. Tekrarlamıyorum.
Ve Bakara 2/111 bahsinde bu talebin Kur'an'da tekrarlanan bir talep olduğu kaydedilmiş ve bu ayet orada anılmıştı.
| Ayet | Talep | Kimden |
|---|---|---|
| 21 | Ev le-ye'tiyennî bi-sultânin mübîn | Bir kuştan — Süleymân istiyor |
| 64 | Kul hâtû burhâneküm | Muhataplardan — Peygamber'e söyleniyor |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin kendisidir: sûre, delil ölçüsünü önce bir kıssanın içinde uyguluyor, sonra doğrudan muhataba yöneltiyor. Yani ölçü, önce gösterilip sonra isteniyor.
İkincisi — beş soruluk dizinin bu talep ile kapanması. Dizi beş olgu saydı; kapanışta karşı taraftan tek bir şey isteniyor: dayanak. Ve Kasas'de kaydedildiği gibi, dört sûre bu tek ölçüde birleşiyor.