28/61-70 — Üç kez "onlara seslenir"
| Ayet | Soru | Konu |
|---|---|---|
| 62 | Eyne şürakâiye'llezîne küntüm tez'umûn | Ortaklar nerede |
| 65 | Mâzâ ecebtümü'l-mürselîn | Elçilere ne cevap verdiniz |
| 74 | Eyne şürakâiye'llezîne küntüm tez'umûn | Ortaklar nerede (tekrar) |
Üç seslenme, iki soru — ve birincisiyle üçüncüsü kelime kelime aynı. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
تَزْعُمُون — kök ز-ع-م: dayanaksız iddia etmek. Dilciler kelimenin doğruluğu belirsiz söz için kullanıldığını kaydeder. Yani soru, ortakların varlığını değil — iddianın kendisini konu ediyor.
فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَنۢبَآءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَآءَلُونَ (66) — "o gün haberler onlara kapanır; artık birbirlerine de soramazlar."
عَمِيَتْ — kök ع-م-ي: körlük. Fiilin öznesi el-enbâ' (haberler): yani kör olan insan değil, haberlerin kendisi.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle, bilgiyi ulaşılmaz kılıyor — ve fiilin öznesini haber yapıyor. Ve sonuç, dayanışmanın da kesilmesidir: fe-hüm lâ yetesâelûn — birbirlerine soramazlar.
Ğâfir (Mü'min) 40/47'de ateşte tartışmanın sürdüğü işlenmişti; burada konuşmanın kesildiği anlatılıyor. İki sahne çelişmiyor — farklı anları anlatıyor.
| Okuma | Mâ kâne lehümü'l-hıyera ne demek |
|---|---|
| 1 | Peygamber seçimi — kimin elçi olacağını onlar belirlemez |
| 2 | Genel — yaratma ve takdir konusunda seçim onlara ait değil |
Birinci okuma bağlama daha yakındır — çünkü sûrenin bu bölümünde elçiler ve onlara verilen cevap konuşuluyor (65). Bunu bir karine olarak kaydediyorum, tercih olarak değil.
Ve Zuhruf 43/31-32'de aynı itiraz işlenmişti (lev lâ nüzzile hâze'l-kur'ânü alâ racülin mine'l-karyeteyni azîm) — orada da seçimin ölçüsü tartışılıyordu. İki sûre aynı meseleyi iki ayrı yerden ele alıyor.