وَنَزَعْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ
"Her ümmetten bir şahit çıkarır ve şöyle deriz: 'Kesin delilinizi getirin!' Böylece bilirler ki hak Allah'ındır ve uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir."
نَزَعْنَا — kök ن-ز-ع: çekip çıkarmak, sökmek. Fiilin sertliği kaydedilmeye değer: şahit çağrılmıyor, çıkarılıyor.
بُرْهَان — kesin delil. Dilciler kelimeyi, karşı tarafı bağlayan ve tartışmayı bitiren delil olarak tarif eder.
| Yer | Talep |
|---|---|
| Ahkāf 46/4 | İ'tûnî bi-kitâbin min kabli hâzâ ev esârein min ilm |
| Lokmân 31/11 | Fe-erûnî mâzâ halaka'llezîne min dûnih |
| Gāfir 40/35, 40/56 | Bi-ğayri sultânin etâhüm |
| Kasas 28/75 | Hâtû burhâneküm |
Ve talebin zamanı kaydedilmeye değer: dünyada sorulan soru (Ahkāf, Lokmân), burada hesap gününde soruluyor. Yani ölçü değişmiyor — sorulduğu yer değişiyor. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum.
Ahkāf 46/28'de aynı dönüş işlendi (bel dallû anhüm): yalvarılan taraf ortadan kayboluyor. Oraya dayanıyorum.