Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ankebût 14. ayet

Kur'an · 29. sûre: Ankebût · 14. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

29/14

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا

"Andolsun, Nûh'u kavmine gönderdik; onların arasında elli yıl eksiğiyle bin yıl kaldı."

Sayının veriliş biçimi

Ayet "dokuz yüz elli yıl" demiyor: elfe senetin illâ hamsîne âmâ — "bin yıl, elli eksik".

Bu, dilcilerin dikkat çektiği bir üslûp özelliğidir ve kaydedilmeye değer. Bunu kendi okumam olarak veriyorum: büyük sayı önce söyleniyor, eksiltme sonra geliyor. Böylece kulakta kalan rakam bindir. Yani ifade, sürenin uzunluğunu vurgulayacak biçimde kurulmuş.

Ve iki ayrı kelime kullanılıyor: sene ve âm. Dilciler bu iki kelimenin Kur'an'daki kullanımları arasında bir eğilim farkı kaydeder; kesin bir kural olarak sunmuyorum.

فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ — ve bu kadar uzun bir sürenin sonucu tek cümlede veriliyor.

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sûre, bir peygamberin dokuz yüz elli yıllık çabasını tek ayette anlatıyor — ve hemen ardından (15) kurtulanlardan söz ediyor. Sûrenin konusu sabır ve sınanma olduğu için, bu süre bir ölçek olarak konuyor.


Ankebût sûresinin tamamı