وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا
Bu, dilcilerin dikkat çektiği bir üslûp özelliğidir ve kaydedilmeye değer. Bunu kendi okumam olarak veriyorum: büyük sayı önce söyleniyor, eksiltme sonra geliyor. Böylece kulakta kalan rakam bindir. Yani ifade, sürenin uzunluğunu vurgulayacak biçimde kurulmuş.
Ve iki ayrı kelime kullanılıyor: sene ve âm. Dilciler bu iki kelimenin Kur'an'daki kullanımları arasında bir eğilim farkı kaydeder; kesin bir kural olarak sunmuyorum.
فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ — ve bu kadar uzun bir sürenin sonucu tek cümlede veriliyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sûre, bir peygamberin dokuz yüz elli yıllık çabasını tek ayette anlatıyor — ve hemen ardından (15) kurtulanlardan söz ediyor. Sûrenin konusu sabır ve sınanma olduğu için, bu süre bir ölçek olarak konuyor.