وَمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ لَهِىَ ٱلْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
"Bu dünya hayatı, ancak bir oyalanma ve oyundur. Âhiret yurdu ise, işte asıl hayat odur — keşke bilselerdi."
Dilciler bu kalıbın mübalağa ve tam olma bildirdiğini kaydeder: "hayatın kendisi, canlılığın en dolu hâli". Kelime Kur'an'da yalnız burada geçer.
Ve dizim kaydedilmelidir: ve inne'd-dâre'l-âhirate le-hiye el-hayevân — fasıl zamiri (hiye) ile tekit. Yani "âhiret yurdunda hayat vardır" değil: "asıl hayat odur."
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: cümle bir karşılaştırma yapmıyor — tanımı yeniden koyuyor. Dünya hayatı hayat kelimesiyle anılıyor (el-hayâtü'd-dünyâ), ama asıl hayat başka bir kelimeye veriliyor.