فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
"Gemiye bindiklerinde, dini yalnız O'na hâlis kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığında ise, bir de bakarsın ortak koşuyorlar."
Lokmân 31/32'de aynı sahne, neredeyse aynı kelimelerle geçti ve orada işlendi. İki ayet yan yana konabilir ve fark tek kelimededir:
| Lokmân 31/32 | Ankebût 29/65 | |
|---|---|---|
| Tehlike | Ğaşiyehüm mevcün ke'z-zulel | Rakibû fi'l-fülk |
| Dua | Deavullâhe muhlisîne lehü'd-dîn | Deavullâhe muhlisîne lehü'd-dîn |
| Kurtuluş | Fe-lemmâ neccâhüm ile'l-berr | Fe-lemmâ neccâhüm ile'l-berr |
| Sonuç | Fe-minhüm muktesıd | İzâ hüm yüşrikûn |
Üç cümle aynı, dördüncü farklı. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir ve iki sûrenin aynı sahneyi iki ayrı sonuçla bitirdiğini gösterir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: Lokmân'da sonuç ölçülü bir dille veriliyordu (bir kısmı orta yolu tutar) ve geri kalanın ne yaptığı söylenmiyordu. Ankebût'ta o boşluk dolduruluyor. İki ayet birlikte okunduğunda tablo tamamlanmış oluyor.
Ve izâ edatı kaydedilmelidir: izâ hüm yüşrikûn — Arapçada bu edat ansızın olanı bildirir. Yani dönüş bir süreç değil, karaya ayak basmakla birlikte olan bir şey.