شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ
Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hüve ve'l-melâiketü ve ülü'l-ılmi kāimen bi'l-kıst, lâ ilâhe illâ hüve'l-azîzü'l-hakîm
"Allah, kendisinden başka ilâh olmadığına şahitlik etti — melekler ve ilim sahipleri de, adaleti ayakta tutarak. O'ndan başka ilâh yoktur; el-Azîz, el-Hakîm."
Ve üçüncü sıra kaydedilmeye değer: ayet, ilim sahiplerini meleklerin hemen ardına koyuyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur ve klasik tefsirlerde üzerinde çokça durulmuştur.
Kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: yedinci ayette râsihûne fi'l-ilm geçmişti; burada ülü'l-ilm. İki terkip aynı sûrede, on bir ayet arayla. Ve ikisi de bilgiyi bir konum olarak değil, bir duruş olarak veriyor: birincisi savrulmuyor, ikincisi şahitlik ediyor.
| Okuma | Kāimen kimin hâli | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Allah'ın | "Adaleti ayakta tutan olarak" — şahitlik eden O'dur ve adaletle kāimdir |
| 2 | Üç şahidin hepsinin | Üçü de adaleti ayakta tutarak şahitlik ediyor |
| 3 | Şahitliğin kendisinin | Şahitlik, adalet üzere yapılmış bir şahitliktir |
قِسْط — kök ق-س-ط. Kökün ilginç bir özelliği vardır ve dizinde Rahmân 55/9'da kaydedilmişti: kök I. bâbda (kasata) haksızlık etmek, IV. bâbda (aksata) adalet etmek anlamına gelir. Yani aynı kök, bâb değişince tersine döner. Kıst — adalet, hakkı tam verme.