كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ
Küllü't-taâmi kâne hıllen li-benî İsrâîle illâ mâ harrame İsrâîlü alâ nefsihî min kabli en tünezzele't-Tevrât, kul fe'tû bi't-Tevrâti fe'tlûhâ in küntüm sâdikīn · Fe-meni'fterâ alallâhi'l-kezibe min ba'di zâlike fe-ülâike hümü'z-zâlimûn · Kul sadakallâh, fe't-tebiû millete İbrâhîme hanîfâ, ve mâ kâne mine'l-müşrikîn
"Tevrat indirilmeden önce, İsrâil'in kendisine haram kıldığı dışında, bütün yiyecekler İsrâiloğullarına helâldi. De ki: 'Doğru söylüyorsanız Tevrat'ı getirin de okuyun.' · Bundan sonra kim Allah hakkında yalan uydurursa, işte onlar zalimlerdir. · De ki: 'Allah doğru söyledi. Öyleyse hanîf olarak İbrâhim'in milletine uyun; o müşriklerden değildi.'"
| Ayet | Delil | Zaman kaydı |
|---|---|---|
| 65 | İbrâhim iki kitaptan önce yaşadı | Illâ min ba'dih |
| 93 | Yasak, Tevrat'tan önce kondu | Min kabli en tünezzele't-Tevrât |
İki ayet, aynı bloğun içinde, aynı akıl yürütmeyi iki ayrı konuya uyguluyor: bir şeyin ne zaman ortaya çıktığı, ona nispet edilen iddiayı sınırlar. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir örgüdür.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve dizim üzerinden veriyorum: cümle karşı tarafın kitabını reddederek değil, çağırarak kullanıyor. Ve bu, sûrenin üçüncü ayetiyle tutarlıdır — orada Tevrat ve İncil'in indirilmiş olduğu kaydedilmişti.
STYLE gereği bir sınır çiziyorum: ayetin tartıştığı belirli yasağın ne olduğu klasik kaynaklarda çeşitli biçimlerde nakledilir. Bu tefsirde o nakillerin ayrıntısına girmiyorum ve bir tercih yapmıyorum, çünkü ayet konuyu adlandırmıyor — yalnız zamanını söylüyor.
م-ل-ل kökü. Dilciler milleti tutulan yol, izlenen tarz olarak açıklar; ve kelimenin imlâ / dikte ile bağını kaydeder — emlâ: yazdırmak. Yani millet, dikte edilmiş, çizilmiş bir yol demektir.
Ve kelimenin Kur'an'da bir topluluğu değil bir yolu bildirdiği kaydedilmelidir. Millete İbrâhîm — İbrâhim'in yolu, İbrâhim'in halkı değil. Kelime Bakara 2/130-135'te işlendi; oraya dayanıyorum.
Ve Türkçedeki "millet" kelimesi bu köktendir ama anlamı kaymıştır: Türkçede bir topluluk adıdır, Arapçada bir yol adıdır. Bunu bir dil notu olarak kaydediyorum ve ayetten bir kavim anlamı çıkarmıyorum.