قُلْ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ … وَأَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ
وَأَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌ — cümle, sıkışan kimseye yer değiştirme imkânını hatırlatır. Klasik tefsirlerde bunun hicretle ilişkilendirildiği nakledilir.
بِغَيْرِ حِسَابٍ — "hesapsız". Sûre boyunca ölçü, tartı ve karşılık kelimeleri sık geçecek (39/47, 39/69-70). Burada, tam da hesabın konu edildiği bir sûrede, tek bir grup için hesabın kaldırılması kaydedilmeye değer.
Ve o grup es-sâbirûn. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sabrın ölçülebilir bir işlem olmaması, karşılığının da ölçüsüz verilmesiyle karşılanıyor.