هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا۟ أَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا۟ شُيُوخًا وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبْلُ
"Sizi topraktan, sonra bir damladan, sonra bir alakadan yaratan O'dur. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarır; sonra güçlü çağınıza erişirsiniz, sonra yaşlanırsınız — içinizden kimi de daha önce vefat ettirilir."
Ayet altı basamak sayıyor ve hepsini sümme ile bağlıyor — Arapçada aralık bildiren edat. Yani basamaklar arasında zaman var.
Ve dizi bir kayıtla kesiliyor: ve minküm men yüteveffâ min kabl — "kiminiz daha önce vefat ettirilir."
Bu kayıt kaydedilmeye değer ve kendi okumam olarak veriyorum: ayet düzenli bir basamak dizisi kurup istisnayı kendisi ekliyor. Yani sıra bir kural olarak sunulmuyor; herkesin sonuna kadar gitmediği aynı cümlede söyleniyor.
STYLE gereği bir sınır: nutfe ve alaka kelimelerinin sözlük anlamları (damla; asılıp tutunan, sülük benzeri şey) dilciler tarafından verilir. Bunların modern embriyoloji terimleriyle birebir eşitlenmesine girmiyorum; ayetin işi bir aşama tarifi vermektir ve delil de bu aşamaların insanın elinde olmamasıdır — Vâkıa 56/58-59'da işlenen çizginin aynısı.
Ahkāf 46/15'te aynı hayat basamakları anne-baba bağlamında geçmişti (hattâ izâ belağa eşüddehû ve belağa erbaîne sene). İki sûre aynı kelimeyi (eşüdd) kullanıyor.