Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Zuhruf 87-88. ayetler

Kur'an · 43. sûre: Zuhruf · 87-88. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

43/87-88

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۖ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ · وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ

Ve le-in seeltehüm men halakahüm le-yekūlünnallâh · Fe-ennâ yü'fekûn · Ve kîlihî yâ rabbi inne hâülâi kavmün lâ yü'minûn

"Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, mutlaka 'Allah' derler. Öyleyse nasıl çevriliyorlar? Ve onun sözü: 'Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir topluluk.'"

Dokuzuncu ayetin geri dönmesi

Ve sûre, dokuzuncu ayetteki cümleyi neredeyse aynen tekrarlıyor.

Yukarıda (43/9 bahsinde) kurduğum karşılaştırmayı burada tamamlıyorum:

43/943/87
Sorumen halaka's-semâvâti ve'l-ardmen halakahüm
ÖlçekEvrenKendileri
Cevaphalakahünne'l-azîzü'l-alîmAllâh
ArdındanNimet listesi (10-13)fe-ennâ yü'fekûn

Sûre aynı soruyu iki kez soruyor ve ikincisinde ölçeği küçültüyor.

Ve cevabın ikinci seferde kısalması kaydedilmelidir: dokuzuncu ayette cevap iki sıfatla geliyordu; burada tek kelime: Allâh.

Bunu bir dizim gözlemi olarak veriyorum.

يُؤْفَكُون — kök: أ-ف-ك

Kök Ahkāf 46/11'de işlendi; oraya dayanıyorum. Orada kaydedilen şuydu:

"إِفْك — kök أ-ف-ك: bir şeyi yönünden çevirmek, ters yüz etmek. Yani 'uydurma' derken kullanılan kelime, 'çevrilmiş' demektir."

Buraya bu ayetteki kalıbı ekliyorum: yü'fekûn — meçhul: "çevriliyorlar".

Kalıp kaydedilmeye değer ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: ayet "nasıl dönüyorlar" demiyor, "nasıl çevriliyorlar" diyor. Fiil edilgen. Ve sûrenin otuz altıncı ayetinde bir eşlikçinin denk getirildiği söylenmişti.

Ve ennâ soru edatı kaydedilmelidir: Arapçada ennâ hem "nasıl" hem "nereye/nereden" anlamına gelir. Yani soru bir yön sorusudur.

وَقِيلِهِۦ — cümlenin gramer meselesi

Bu ifade, sûrenin gramer olarak en tartışmalı yeridir ve ihtilaf nakledilmelidir.

Önce kıraat farkı:

OkuyuşYazılışİ'rab
kîlihî (esreli)وَقِيلِهِMecrûr
kîlehû (üstünlü)وَقِيلَهُMansûb

İkisi de nakledilmiştir.

Ve her okuyuşta kelimenin cümledeki bağlantısı üzerine farklı izahlar verilir:

OkuyuşNereye bağlanıyorAnlam
kîlihî (mecrûr)Seksen beşinci ayetteki ilmü's-sâaha atıf — "ve onun sözünün bilgisi O'nun katındadır"Söz de kayda geçmiş
kîlihî (mecrûr)Gizli bir yemin harfine — "onun sözüne andolsun"Yemin
kîlehû (mansûb)Gizli bir fiile (ve ya'lemü kîlehû) — "onun sözünü de bilir"Bilinme
kîlehû (mansûb)Seksen üçüncü ayetteki zerhüme — "ve onun sözünü bırak"Zayıf bulunur

Bu ihtilafta tercih dayatmıyorum. Kaydedilecek olan şudur: hangi izah alınırsa alınsın, cümlenin muhtevası aynıdır — bir şikâyetin kayda geçmesi.

قِيلق-و-ل kökünden bir mastardır (kavl, kîl, makāle aynı kökün mastarlarıdır). Dilciler kîl kalıbının, söylenmiş sözü isim hâline getirdiğini kaydeder.

İçeriğin kendisi: bir şikâyet

Ve cümlenin muhtevası kaydedilmelidir: yâ rabbi inne hâülâi kavmün lâ yü'minûn.

Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı cümlenin muhatabıdır: cümle karşı tarafa söylenmiyor. Rabbe söyleniyor.

Yani sûrenin son sözlerinden biri, peygamberin insanlara değil, Allah'a söylediği bir cümledir. Ve cümle bir talep içermiyor — bir ceza istemiyor, bir yardım istemiyor. Yalnız bir tespit bildiriyor.

Ve hemen ardından gelen ayet, bu tespite verilen cevaptır.


Zuhruf sûresinin tamamı