وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ
Bunu bir dil verisi olarak kaydediyorum ve bir sonucu var: elçi, bir önceki ayette kendisini emîn (güvenilir) diye tanıtmıştı. Burada o tanıtımın reddedilmesi ihtimalini konuşuyor.
Somut anlamı: bir şeyi bir yana çekmek, ayırmak, kenara koymak. Azele — azletti, görevden aldı; ma'zil — bir kenar, ayrı yer. VIII. bâbda i'tezele — kendini çekmek, uzak durmak.
Ve kalıp önemlidir: fiil VIII. bâbdadır, yani kendini çekme kalıbı. Ama emir muhataba yöneliktir: "kendinizi benden çekin."
| Ayet | Talep | Düzey |
|---|---|---|
| 18 | eddû ileyye | En yüksek: kulları teslim edin |
| 19 | lâ ta'lû | Orta: büyüklenmeyin |
| 21 | fa'tezilûni | En düşük: hiç değilse bana karışmayın |
Bu okuma benimdir; dayanağı üç talebin sırası ve son cümlenin şarta bağlanmış olmasıdır (ve in lem tü'minû).
Ve bir şey daha kaydedilmeli: yirminci ayette elçi taşlanmaktan sığınmıştı. Yirmi birinci ayette istediği şey tam olarak onun karşılığıdır: dokunmayın. İki ayet birlikte, sığınma ile talebi eşliyor.