فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ
Bu ayet, Kur'an'ın başka ayetleriyle çelişiyor gibi görünür ve mesele klasik dönemden beri tartışılmıştır.
"Rabbine andolsun ki onların hepsine, yapmakta olduklarından soracağız." (Hicr 15/92-93)
"Suçlulara günahları sorulmaz." (Kasas 28/78)
| İzah | Ne diyor |
|---|---|
| İki ayrı soru türü | Sorulmayan bilgi edinme sorusudur (kim ne yaptı), sorulan ise azarlama ve hesap sorusudur. Birincisine gerek yok, çünkü zaten bilinmektedir |
| Günün iki ayrı vakti | O günün uzun safhaları vardır; bir safhada sorulur, bir safhada sorulmaz |
| Sorulmaması, tanınmalarındandır | Bir sonraki ayet bunu söylüyor: "Suçlular simalarından tanınır." Tanınan birine kimliği sorulmaz |
Üçüncü izah, dizim bakımından en güçlü olanıdır ve metnin kendisinden çıkar: otuz dokuzuncu ayet "sorulmaz" der, kırk birinci ayet "simalarından tanınır" der. İkisi arka arkaya gelen iki nakaratla ayrılmış olsa da aynı sahnenin parçalarıdır.
Bu tefsirde eğilim üçüncü izahtan yanadır ve bağlayıcı değildir. Birinci izah da klasik kaynaklarda yaygındır ve elenmez.
Mürselât bölümünde çok benzer bir mesele işlenmişti ve orada verilen izahlar burada da hatırlanmaya değer. Orada ayet şöyleydi: "Bu, konuşamayacakları gündür; kendilerine izin verilmez ki mazeret sunsunlar" (77/35-36).
| Mürselât 77/35-36 | Rahmân 55/39 | |
|---|---|---|
| Ne engelleniyor | Onların konuşması | Onlara sorulması |
| Kim susuyor | Suçlu | Soran taraf |
| Sebebi | İzin verilmemesi | Soruya gerek kalmaması |
Ve ikisi birlikte okunduğunda ortaya bir sessizlik çıkıyor: bir tarafta cevap verilmesine izin yok, öbür tarafta soru sorulmasına gerek yok.
Ve sıralamaya dikkat: burada insan önce. Otuz üçüncü ayette cin önceydi. Sûre sıralamayı sabitlemiyor.