وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا۟ فِيهَا … ٱللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۥ
"Her beldede, orada tuzak kursunlar diye suçlularının ileri gelenlerini yerleştirdik… Allah, elçiliğini nereye koyacağını en iyi bilendir."
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, karşı çıkışın her yerde ve ileri gelenler eliyle olduğunu bildiriyor. Ve Zuhruf 43/23'te (ve kezâlike mâ erselnâ min kablike fî karyetin min nezîrin illâ kāle mütrafûhâ) aynı yapı işlendi; Sebe' 34/34'te de aynı kalıp vardı. Üç sûre aynı örüntüyü kaydediyor.
ٱللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ — ve bu cümle, elçiliğin kime verileceği tartışmasına cevaptır.
Zuhruf 43/31-32'de (lev lâ nüzzile hâze'l-kur'ânü alâ racülin mine'l-karyeteyni azîm) aynı itiraz işlendi ve orada değerin servete göre ölçülmesinin reddi kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
Ve Kasas 28/68'de (ve rabbüke yahlüku mâ yeşâü ve yahtâr) aynı hat işlendi. Üç ayet birlikte okunur: seçimin ölçüsü, seçenin elindedir.